Ozon Terapisi ve Prostatit,
Prostatit erkeklerde bulunan prostat bezinin inflamasyonudur. Çeşitli sebeplerle olabilir. Genellikle sebep bir enfeksiyondur. Ozon Terapisi prostatit te çok iyi sonuç vermektedir. Minimum beş seansta hastalarımızda yüz güldürücü sonuçlar almaktayız.
Mevcut yazılı metin bilgilendirme amaçlıdır. Bilimsel verilerden elde edilmiş bilgilerdir. Konu hakkında uzman kişiler tarafından yönlendirilmeniz ve tedaviye yönelik işlemleri bir hekim kontrolünde uygulamanız veya uygulatmanız önerilir. Ankara ozon , ozon ankara , alternatif kanser tedavisi , dmso , integratif tıp , akupunktur , ozon ankara , ankara ozon ,
ozon tedavisi ankara, longevity, iv kokteyl tedavileri, medikal estetik, akupunktur, biorezonans
7 Ocak 2014 Salı
4 Kasım 2013 Pazartesi
| Hücre Yaşlanmasının Biyolojik Temeli ve Alternatif Tedavi Yöntemleri Cell Biological Basis of Aging and Alternative Treatments Levent KARAFAKI (Zekai Tahir Burak Geleneksel Jinekopatoloji Kongresi 2010) | |
HÜCRE YAŞLANMASININ BİYOLOJİK TEMELİ VE
ALTERNATİF TEDAVİLER
1 GİRİŞ
Yaşlanma insanlığın var oluşundan beri durdurulmaya çalışılan ve her dönemde mücadele edilen fizyolojik bir süreçtir. Yaşlılık (aging) azalmış hemeostazis ve artmış hassasiyet anlamına gelir. Yaşlanma sırasında hasarlanma, moleküller (DNA, protein ve lipid), hücreler ve organlarda olmaktadır. Primer yaşlanma, yaşlanma sürecine bağlı olarak yapı ve fonksiyonlardaki bozulmadır. Yaşlanma hızı hücre ve dokuların yapısal ve fonksiyonel bütünlüğünün sürdürülmesi için çalışan DNA‟yı, serbest radikallerden koruma mekanizmaların etkinliğine bağlıdır. Sekonder yaşlanma ise hastalıklar ve çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan yaşlanmadır.
Primer yaşlanmayı yavaşlatmak maksimal yaşam süresinde art maya, sekonder yaşlanmayı yavaşlatmak ise ortalama yaşam süresinde artmaya sebep olmaktadır. ABD‟de nüfusun %12‟sini, Avrupa Birliği‟nde %12-18‟ini, ülkemizde 2000 yılı verilerine göre %5.6‟sını ( yaklaşık 4 milyon yaşlı) 65 yaş üstü insanlar oluşturmaktadır. Yaşlanma ile mücadelede öncelikle neden yaşlanıyoruz sorusunu cevaplayabilmemiz
gerekir. Yaşlanma ile mücadelede yaşam tarzı değişiklikleri, egzersiz, çevresel etmenlerin (fiziksel ve kimyasal) kontrol edilebilmesi, koruyucu hekimlik uygulamaları ve eğitim yani sağlıklı yaşlanma temel rol oynasa da; gerek modern tıbba gerekse de alternatif ve tamamlayıcı tıbbın ürün, ilaç ve yöntemlerin kullanımı da günümüzde giderek popularitesi artan ve sıklıkla antiaging ve wellnes olarak tanımlanan bir yaklaşımdır.
2 YAŞLANMA MEKANİZMALARI
Herhangi bir organizmada tüm organlar aynı hızla yaşlanmayabileceği gibi, herhangi bir organ aynı türün farklı bireylerinde farklı hızlarda yaşlanabilir. Temel olarak yaşlanma teorileri programlı yaşlanma ve „‟wear ve tear‟‟ tipi (yıpranma) yaşlanma olarak ikiye ayrılmaktadır. Programlı yaşlanma organizmanın içinde var
olan kontrol mekanizmasıdır. Embriyolojik veya seksüel gelişme gibi genlerin düzenlenmesi ile ilgilidir. Yıpranma tipi yaşlanmada ise kontrol mekanizması mevcut değildir ve çevresel etkenler etkilidir.
2
Yaşlanmanın temel prensip ve özelliklerini açıklamaya çalışan biyolojik mekanizmalar genellikle teori seviyesindedir:
Dış etkenler:
• Somatik mutasyonlar,
• Ölümcül hata (Error-Catastrophe) teorisi,
• Proteinlerin değişikliğe uğrama teorisi,
• Serbest radikal (Oksidatif stres)/Mitokondrial DNA.
İç Etkenler:
• Uzun yaşam (Longevity genleri),
• İvmelenmiş yaşlılık sendromları,
• Nöroendokrin teori,
• İmmünolojik teori,
• Hücresel yaşlılık (Senescence) teorisi,
• Hücre ölümü teorisi.
2.1 TELOMER HİPOTEZİ;
Herbir kromozomun iki ucunda bulunan fonksiyonel olmayan DNA ya telomer denir Kromozomların birbiriyle birleşmesini önleyen, genom yapısının kromatin iplikler şeklinde ayrılabilmesini sağlayan ve kromozom oluşumuna zemin hazırlayan yapılardır . Her hücre bölünmesi sırasında kısalır. Telomerazlar telomerlerin boylarının kısalmasına karşı olan sistemdir. Bu etkileri ile kromozomlardaki hasarın önlenmesine, kesilen kısmın yenilenmesine yardım ederler.
Telomer uzunluğu hücrenin arta kalan bölünme yeteneğini belirleyen bir yaşam saati olarak görev yapar. Teorik olarak telomeraz aktivitesi ile hücrenin yaşam süresi uzayabilmekte ancak bu taktirde de neoplazm gelişme riski artmaktadır.
2.2 MİTOKONDRİAL HASAR VE YAŞLANMA
Yaşlanma ile ilişkili hastalıkların gelişimi mitokondri DNA‟sındaki mutasyonların akümülasyonu ve buna bağlı elektron transport zinciri kompenentlerinde aktivite kaybı ve ATP üretiminde kayba bağlı aşırı ROS üretimi ile ilişkilidir.
3
Çekirdek DNA‟sına göre mitokondriyal DNA‟da oksidatif baz hasarının fazla şekillenmesinin olası nedenleri, mtDNA‟nın en önemli hücre içi ROS kaynağı olması, DNA hasarı onarım sisteminin çekirdek DNA‟sına göre yetersiz olması ve yaşa bağlı olarak mtDNA‟da mutasyonlarda artış görülmesi olarak bildirilmektedir. Yaşlılıkta ortaya çıkan nöronal ve iskelet kası defektleri bu dokularda var olan hücrelerin aşırı ATP gereksinimleri ile ilişkilidir.
Mitokondriyal disfonksiyona bağlı olarak membran potansiyeli azalır, ROS oluşumu artar (membran potansiyeli ROS oluşumunu düzenler), ATP sentezinde azalma olur, potansiyel toksisiteleri olan Ca2+ iyonlarının tutulumu azalır. Oksidatif hasara bağlı mutasyonel yük artarken koruyucu ve onarıcı proteinlerin
azalması/hasarlanması mitokondrilerin hasar ve mutasyona yatkınlığını arttı rır ve dolayısı ile hücresel yaşlanmayı hızlandırır. Ancak yapılan çalışmalarda mitokondrinin, çekirdek DNA‟sındaki endojen oksidatif
hasar oluşumuna katkısının önemsiz düzeyde olduğu gösterilmiştir.
Şekil.1 Mitokondrial ROS, oksidatif mtDNA hasarı ve yaşlanma
4
Mitokondriyal oksidatif stres yaşlanma sırasında apoptozun intrinsik yolunun aktivasyonunda anahtar rol oynamaktadır. Apoptoz veya programlı hücre ölümü çok hücreli organizmalarda normal gelişme ve homeostaz için gereklidir. Reaktif oksijen molekülleri DNAda 20‟den fazla oksidatif baz hasar ürününün
oluşmasına yol açar. Bu hasara uğrayan bazlar arasında 8-hidroksi-2’-deoksiguanozin (8-OHdG) oldukça duyarlı ve en sık karşılaşılan oksidatif DNA hasarı belirtecidir. Yaşlanma sırasında gözlenen akut nörolojik hasar veya kronik nörolojik dejenerasyonların mitokondriyal disfonksiyon ve NMDA reseptör aracılı yolda üretilen oksidanlar yoluyla oluşabileceği düşünülmektedir.
Ayrıca T lenfositlerde yaşla bağlı görülen değişikliklerde antioksidan tedavi sonrası oksidan indüklü membran rijiditesinin azalması, hücre içi antioksidan düzeylerin artması ve mitokondriyal fonksiyonların düzelmesi gibi düzelmelerin olması yaşlılıkta immün sistemde gözlenen bozulmalarda oksidatif stresin rolünü ortaya koymaktadır.
2.3 SERBEST RADİKAL TEORİSİ
Protein karbonillerinin birikimi amyotrofik lateral skleroz, alzheimer hastalığı, respiratuvar distres sendromu, muskuler distrofi, katarakt, romatoid artrit, progeria ve Werner sendromu gibi bazı hastalıklar ile ilişkilidir. Aterosklerozis, diyabet, Parkinson hastalığı, esansiyel hipertansiyon, kistik fibrozis ve ülseratif kolit hastalıklarında da proteinlerin oksidatif modifikasyonunun rolü olduğu düşünülmektedir. Serbest radikaller lipidler, proteinler ve nükleik asitlere zarar verebilirler. Oksijen radikalleri, nitrik oksit (NO), süperoksid (O
2
-), hidroksi radikali (OH
-).
Şekil. 2 Serbest Radikaller
Nitrik oksidin yarılanma ömrü çok kısadır ve saniyeler içerisinde oksijen ile
reaksiyona girer. Eğer nitrik oksit bir oksijenle değil de süperoksitle reaksiyona girerse
peroksinitrit formuna dönüşür (ONOO
-).
5
Peroksinitrit hidroksi radikalleri gibi davranır, protein ve diğer makromoleküllerle
reaksiyona girer. Karboniller (aldehit ve ketonlar), cros s-linked(moleküler düzeyde çapraz
bağlanma) ve lipid peroksidasyonu meydana gelir. Peroksinitrit tarafından DNA hasarı
meydana getirilir. Hidrojen peroksit (H2O2) ve hipoklorit (OCL
-) kendileri oksijen radikali
olmadıkları halde serbest oksijen radikali oluşumunu kolaylaştırırlar. HOCL, hidrojen
peroksit ve süperoksitten yüzlerce defa daha toksiktir.
Şimdiye kadar bahsettiğimiz yüksek reaktif oksijen taşıyan bu moleküllere ROS
(Reaktif oksijen Species) ismi verilmektedir. ROS, proteinlerin amino asit yan zincirleri ile
doymamış yağ asitlerinin çift bağlarına saldırarak hasarlanmalarına sebep olabilir, hidroksi
radikalleri ile birlikte de çok güçlü bir saldırgan halini alır. ROS‟ların makromoleküllere
saldırısına oksidatif stres ismi verilir.
Reaktif nitrojen türleri de serbest radikal hasarına sebep olmaktadır. Peroksinitritler
neredeyse hidroksillere yakın derecede endotel hasarı meydana getirirler.
Süperoksit anyonu, hidroksil radikali, nitrik oksit, lipid peroksit, hidrojen peroksit
bilinen ROS‟lardır. Glutatyon peroksidaz hücrenin lipid içermeyen bölümlerinin majör
antioksidanıdır (En çok sitoplazmada bulunur). Glutatyon düzeyleri yaşla birlikte
azalmaktadır.
SOD hücrede en fazla bulunan anti-oksidan enzimdir. Karaciğerde bol miktarda
bulunur. SOD molekülü sitoplazma içerisinde bakır (Cu) ve çinko (Zn) mitokondri içerisinde
manganez (Mn) içerir.
Doymamış yağ asitlerinden zengin hücre zarı fosfolipidleri radikallerin zincirleme
reaksiyonu ile parçalanır. Lipid peroksidasyonu denilen bu olay hücre hasarı nda önemli bir rol
oynar. Vit E lipid kısımda ,vitamin C lipid olmayan kısımda serbest radikalleri bloke ederler.
Yaşlanma ile azalan melatoninin hormonu hidroksil radikallerine karşı etkilidir. Anti oksidan
verilen memelilerde hayat süresinin %30 oranında artığı bildirilmiş ancak maksimum yaşam
süresi artmamıştır. Süperoksit dismutaz, glutatyon peroksidaz, katalaz gibi enzimlerle vücut
ROS‟ları nasıl notralize etmeye calışır. Yaşlanma ile birlikte bu enzimler azalır. Zaten
artmakta olan ROS‟ları elimine etmeleri zorlaşır, oksidatif stres iyice etkinleşir.
6
2.4 KALORİK SINIRLAMA
Anti-aging etkisi ispatlanmış tek yöntem kalori kısıtlaması yöntemidir. Vitamin ve
mineraller dışında kalori kısıtlamasına gidilmesidir. Yapılan bir çalışma kalori kısıtlamanın
aterosklerozis riskini azalttığını gösterdi.
2.5 GENETİK TEORİ
Yaşam süresi potansiyelinin genetik programlanması yaşlanmada üstünde durulan
önemli bir gorüştür. Kısa veya uzun yaşamın genetik olarak kodlanmış olabileceği
varsayımından yola cıkar.
2.6 LİPİD PEROKSİDASYONU
Lipid peroksidasyonu ilerleyen yaş ile ceşitli dokularda oluşur. Lipid peroksidasyonu
hücre hasarının iyi tanımlanmış bir mekanizmasıdır. Membran lipidlerinin yok edilmesi ve
lipid peroksitlerinin ve onun yan ürünleri olan malonaldehit oluşmasına neden olurlar.
2.7 APOPTOZİS
Programlanmış hücre ölümüdür. Tek başına hücre yaşlanmasını açıklayamaz. Genetik
ve çevresel faktörlerden etkilenebilir.
2.8 GLİKOLİZASYON TEORİSİ
Bu hipoteze göre proteinlerin glukozla modifikasyonu ve reaksiyonları sonucunda ileri
glikozillenme son ürünleri ortaya cıkar. Lens‟in kristalize olması, damar endotelindeki
kollajenlerin cross-link‟leri sonucu plak oluşumunun hızlanması yaşlanmayı hızlandırır. Bir
AGE inhibitörü olan aminoguanidin‟in proteinlerin glukozla çapraz bağlar yapmalarını ve
yaşlanma ve diabetle ilişkili elastikiyet kaybını önleyebileceği gösterilmiştir.
2.9 DNA HASARI TEORİSİ
Yaşlanmanın sebebi olarak DNA mutasyonundan çok DNA hasarı önemlidir. DNA
hasarı hidroliz, alkalizasyon, radyasyon, toksik kimyasallarla olabilir. Bilinen en önemli hasar
OHdGuanin oksidasyonudur. Bunun seviyesi ile yaşam süresi arasında ters ilişki
bulunmuştur. Hasar söz konusu olduğunda tamir enzimleri bulunmazsa hücre fonksiyonunu
yitirir. Base excision repair, Mismatch repair enzymes, Nücleotide excision repair tamir
enzimleridir. Apopitoz hücreyi DNA hasarından koruyan en önemli mekanizmadır. En fazla
oksidatif DNA hasarının görüldüğü yer nöronlardır. İleri yaşla beraber artan kanser riskini
7
artan kümülatif DNA mutasyonuna ve immün sistem fonksiyonlarındaki azalmaya
bağlayabiliriz.
2.10 FİZİKSEL VE KİMYASAL YIKICILARIN VÜCUT HÜCRELERİNİ
YIPRATMASI
Işık ve sıcaklık apopitozisi harekete ge çirirler. AGE, lipid peroksidasyon debrisi,
demir, aliminyum yaşlanma ile nükleusta birikme eğilimindedir. Yaşla lizozomal enzimler
azalır, proteinler kros-link yaparak yıkıma rezistan hale gelirler disfonksiyonel lizozomlar
birikerek lipofuscin granüllerini oluşturur. Lipofuscin bölünen hücrelerce dilüe edilir. Beyin
ve kalp gibi bölünmeyen hücrelerin olduğu organlarda yaşlanmanın biyolojik markerıdır.
2.11 İMMÜNİTE VE YAŞLANMA
Yaşlanma ile beraber sadece dış etkenlere karşı savunma sisteminde azalma
olmamaktadır. İmmünite hücreleri vücudun kendi dokularına karşı savaş açabilmektedirler. T
hücrelerinin olgunlaştığı timüs bezinin gerilemesi yaşlanmadan çok daha hızlı bir prosestir.
Yaşlılarda proliferasyon azalmasına rağmen T hücre sayısı genelde değişmemektedir.
Olgunlaşan T hücrelerinde azalan bcl-2 ekspresyonu ile apopitoz gerçekleşmektedir. B
hücreleri daha az antikor üretirler. Monositlerin IL-1‟e duyarlılığı azalmıştır. IL-1 ve TNF-alfa seviyelerinin arttığı görülmüştür.
3 ANTİ-AGİNG
Yaşlamayı yavaşlatmak, durdurabilmek, geriye çevirmek ile ölümsüzlük farklı
kavramlardır. Bu kavram kargaşası kişilerin bulundukları yaşta veya daha genç bir yaşta
kalarak ölümsüzlük veya uzun yaşam isteklerinden dolayıdır. Yaşlı ölümsüzlüğü sanırım
kimse istemez.
En basit anlamda az kalori alarak, yani serbest radikalleri azaltarak ortalama yaşam
süresi uzatılabilir ancak kesin ve ne kadar olacağına dair kanıtlar yeterli değildir. Bol sebze ,
meyve kuru baklagil tüketmek yeterince antioksidan almamızı sağlar, dışarıdan vitamin ya da
ilaç olarak antioksidan vermek konusu tartışmalıdır. Düzenli ve ölçülü egzersiz ve dünyaya
iyimser bakan bir bakış acısı ve hayat i çerisinde sosyal olma da birer antiaging yöntemidir.
Yaş ilerledikçe genlerin rolü azalır ve 80‟li yaşlardan sonra kişinin daha önceki ve mevcut
yaşam tarzı, ortalama yaşam süresinde daha belirleyici olur.
Anti-aging tedaviler farmakolojik ve nonfarmakolojik olabilir. Nonfarmakolojik
tedavide Akıl-vücud bağlantısı (imagery, yoga, tai chi, hipnoz, reiki), dokunuşun gücü
8
(aromaterapi, masaj, şiropraksi), ev tedavileri (müzik tedavisi, pet tedavisi, ışık tedavisi,
snoezelen, enerji tedavisi, akupunktur, akupressure) sık uygulanan yöntemlerdir.
Farmakolojik olarak ise konvansiyonel tıp (modern tıp) hormon tedavisi, vitamin
tedavisi, koruyucu hekimlik uygulamaları gibi konuları kullanırken; Alternatif ve tamamlayıcı
tıp ise her bölgede farklı çeşitlilikte, farklı isimlerle ve endikasyonlarla verilen ilaç
tedavilerini (şifalı bitkiler, karışımlar) kullanır. Burada sorun alternatif tıbbın kanıta dayalı
ispatlarının yetersiz olması, pahalı ancak sık kullanılıyor olması ve güvenilirlik datalarının
çoğu zaman bilinmemesidir.
Son yıllarda alternatif tedavi uygulamaları ile ilgili batı tıp fakültelerinde dersler
konmaya başlanmıştır. %30‟a yakın plasebo ekisi vardır. Günümüzde üzerinde sıklıkla
durulan antiaging etkili ilaçlar arasında vitamin E ve C, beta karoten, selenyum, krom,
Koenzim Q10, Dehidroepiandrosteneidon, Sarmısak, Gingko, Ginseng, Üzüm çekirdeği
Östrojen, Testosteron, İnsan Büyüme Hormonu yer almaktadır. Antiaging tedavi temelde 5
alanı içermektedir.
3.1 Kalp Damar Sağlığının Korunması
Doğru beslenme, spor, yeterli uyku, sigara ve alkol kullanmama, kalori kontrolü,
vitamin, mineral ve fitokimyasal desteği önemlidir. Hipertansiyonun engellenmesi ve tedavisi
ana hedeflerdendir. Koruyucu hekimlik uygulamaları, lipid düşürücü tedaviler uygun
endikasyonda yararlıdır. Multivitamin preperatları demir içermemelidir. Hormon replasman
tedavisi tartışmalıdır. Zararları yararlarından daha çok görünmektedir. Balık tüketimi
yararlıdır.
3.2 Antioksidan, Vitamin, Mineral Ve Fitokimyasal Destekler;
3.2.1 Antioksidanlar;
Vitamin C (Askorbik asit), organizmada bir çok hidroksilasyon reaksiyonunda
indirgeyici ajan olarak görev alır. Kollagen sentezinde lizin ve prolinin hidroksilasyonunda
gereklidir. Güçlü indirgeyici özelliklerinden dolayı güçlü bir antioksidandır. Süperoksid ve
hidroksi radikali ile reaksiyona girerek onları ortamdan temizler. Düşük dozlarda prooksidan
özelliği olan vitamin c yüksek dozlarda antioksidandır. Ayrıca fagositoz içinde önemli role
sahiptir.
Vitamin E (α-tokaferol), çok güçlü bir anti-oksidandır. Hücre membran
fosfolipidlerinde bulunan polyunsature yağ asitlerini serbest radikal etkisinden koruyan ilk
9
savunma hattını oluşturur. Vitamin E zincir kırıcı antioksidan olarak bilinir. Lipid
peroksidasyonu vitamin E vasıtası ile sonlandırılır.
Karotenoidler, Vitamin A‟nın ön maddesi olan β-karotenin singlet oksijeni
bastırabildiği, süperoksit radikalini temizlediği ve peroksit radikalleri ile direkt olarak
etkileşerek antioksidan görev gördüğü saptanmıştır.
Melatonin, Melatonin en zararlı serbest radikal olan hidroksil serbest radikalini (OH
-)
ortadan kaldıran çok güçlü bir antioksidandır, günümüze kadar bilinen antioksidanların en
güçlüsü olarak kabul edilmektedir. Melatonin çok lipofilik olduğu için hücrenin tüm
organellerine ve hücre çekirdeğine ulaşabilir ve böylece çok geniş bir dağılımda antioksidan
aktivite gösterebilir. Melatonin kanserin ilerleme ve gelişme safhalarını geciktirir.
Yaşlanma ile birlikte melatonin üretimi azalır ki bunun yaşlanma ve yaşlanma ile
ilişkili hastalıkların patogenezinde rol oynayabileceği kaydedilmiştir.
Glutatyon, Glutatyon (y-glutamilsistein glisin), organizmada tiyol grubu içeren, düşük
molekül ağırlıklı önemli bir tripeptiddir. DNA ve protein sentezleri, enzim aktivitelerinin
düzenlenmesi, hücre içi ve dışı transportlar gibi hücresel fonksiyonları dışında başlıca
antioksidan olarak hücre savunmasında da önemli rolü vardır.
Ozon tedavisi, daha sonra değinilecektir.
3.2.2 FİTOKİMYASALLAR,
Fitokimyasallardan izoflovanlar (fitoöstrojenler, soya ürünlerinde yer alır, soya sütü,
soya peyniri veya izoflovan tabletleri önerilir ancak kanıtlar yetersizdir.), likopen ( sebze ve
meyvelere kırmızı rengi verir, domateste çoktur, yeterince domates tüketmeyenlere önerilir,
kapsül formları vardır, prostat ve pankreas kanserleri ile ilişkilendirilmeye çalışılmaktadır),
gingko biloba ( beyin kan dolaşımı ve dolayısıyla hafıza dahil bir çok serebral fonksiyonda
flavonoid içeriği nedeni ile antioksidan olarak yeri vardır, medikal ispatları diğer
fitokimyasallara göre daha fazladır), ginseng ( pahalı bir bitkisel ürün, kanser hücrelerinin
büyümesini azaltma, hafızayı destekleme, tansiyon kontrolü gibi yararlarından için alternatif
tıp sıklıkla yararlanır), soğangiller ( soğan, sarmısak ve pırasa güçlü antioksidanlar, kokusuz
sarımsak kapsülleri vardır), lahanagiller, sıklıkla antiaging ama çlı önerilmektedir. Ayrıca
lesitin ( kolesterolü düşürür, diüretik etkisi vardır, soya yumurtara ve mısırdan elde
edilemektedir), omega 3 yağ asitleri( çoklu doymamış yağ içeren balık yağı tedavi amaçlı
immün sistemi güçlendirmek için, anti-aging amacı ile, kan vizkozitesini azaltmak için,
atherosklerozu önlemek ve azaltmak için sıklıkla kullanılır, somon, uskumru, sardalye ve ton
10
balığında ve keten tohumu, ceviz, soya, semizotu iyi kaynaklardır, beyin kanaması yapabilir),
SAM (S adenozil metionin, antioksidan olan ve karaciğer koruyucu glutatyonun yapımını
arttırır, kanserden koruyabilir, homosisteini düşürür, eklem kayganlığını arttırarak
osteoartritte yararlı olabilir, modern tıbba ait kanırtları yeterli değildir), Nüklesik Asitler (
balık, yulaf, soğan, mantar, kuşkonmaz iyi kaynaklardır).
3.2.3 SAĞLIKLI YAŞAM
Doğru ve dengeli beslenme, fitokimyasallar, lifler, protein-yağ-karbonhidrat dengesi,
bol su içilmesi, obesitenin önlenmesi, akşam yemeğinden vazgeçmek (akşam yemeğini
düşmanına bırak-çin atasözü), ölçülü ve kontrollü egzersiz ( yürüme, yüzme, güçlendirme
egzersizleri), yeterli zihinsel aktivite, stresle başa çıkma, çevresel risklerden kaçınma ( çevre
kirliliği, sigara, alkol, hava kirliliği, ağır metaller, mikrodalga, cep telefonu, güneş ışınları,
radyoakrtif ışınlar, elektromanyetik dalgalar), sağlıklı uyku, normal seksüel aktivite, cilt ve
saç bakımı) .
3.2.4 İMMÜN SİSTEMİN GÜÇLENDİRİLMESİ
Sağlıklı beslenmek, vitamin takviyesi almak, sigaradan kaçınmak, yeterli uyku, stresin
azaltılması, sosyallik, erişkin aşılama, kahveyi azaltmak immün sistemi güçlendirir. Çinko,
selenyum, E vitamini, C vitamini, B6 ve B12 vitaminleri, omega3 yağ asitleri, aminoasitler,
betaglukan (Immuneks), Echinecea kapsülleri, immün sistemi güçlendirebilir. İnfluenza aşısı
yılda bir, pnömoni aşısı 5 yılda bir özellikle 65 yaş sonrası veya riskli grupta yapılmalıdır.
Immünglobülin tedavisi, timus ekstreleri ile tedavi ve multienzyme ya da bromelain enzyme
denilen tedaviler ile enzim tedavileri uygulanabilir.
3.3 KALORİ KISITLAMASI
Besin alımının alışılmışın %50-70‟ine azaltılmasının yapılan çok çeşitli çalışmalarda
yaşam süresini uzattığı, yaşla ilişkili fizyolojik bozulmayı gerilettiği ve yaşla ilişkili
hastalıkları geciktirdiği hatta bazı olgularda önlediği gösterilmiştir. Maksimum yaşam
süresinin deney hayvanlarında dramatik olarak aşıldığı gösterilmiştir. Kalori kısıtlamasının
yaşam süresini uzatmasında rol alan mekanizmalar arasında genomik stabiliteyi sağlamak,
serbest radikal oluşumunun azaltılması, metabolik hızın azaltılması, vücut ısısının azaltılması,
protein glikozilasyonunun azaltılması, gen tamirinin artırılması, protein döngüsünün (protein
rejenerasyonun artırılması), immün yanıtın artırılması, nöroendokrin fonksiyonun optimize
edilmesi.
11
(-)
(8oxodG)
3.4 KÖK HÜCRE VE ANTİAGİNG
Yakın gelecekte antiaging ve insan klonlaması konularında sıklıkla uygulanabilecek
gibi görünse de bugün için kanıtlar yetersizdir ve sorunlar vardır. Spesifik in vitro kültür
ortamında kök hücreler yaşlanmadan sınırsızca prolifere olabilirler. Mİ, Parkinson, DM,
Dejeneratif hastalıklarda yaşlanma, hücre hasarı sonucunda fonksiyonel hücrelerde progresif
kayıp gerçekleşir. Hücre replasman tedavisi aşınmış/hasarlı hücreleri fonksiyonel hücrelerle
replase eder ve organ ve dokulara normal fonksiyonunu kazandırır (rejeneratif tıp). Bu
yöntemle tedavi edilen organ ve dokuların (organ nakli, rekombinan insülin, mekanik)
geleneksel yöntemlerden daha etkin fonksiyon göreceği teorik olarak kabul edilebilir. Gelecek
vaad eden ancak etik sorunlar da taşıyan bir antiaging yöntem adayıdır.
3.5 ALTERNATİF TEDAVİLER VE TAMAMLAYICI TIP
Antiaging uygulamalarda nerede modern tıbbın bitip nerede alternatif tıbbın
başlayacağını belirlemek zordur. Bugün alternatif olarak değerlendirilen tedaviler bir
bakıyorsunuz modern tıbbi uygulama halini alıveriyor. Alternatif ve tamamlayıcı tıbbi
uygulamalar özelikle antiaging tedavi ve kanser, ağrı gibi bazı hastalıkların tedavisinde
sıklıkla uygulanmaktadır. Alternatif tıbbi uygulamalar çok eski çağlardan beri yaşlanma ile
mücadele amacı ile kullanılmıştır. Dünyada alternatif tıp ürünleri sıklıkla kullanılmaktadır.
Amerika‟da % 43 kullanımı varken, Çin‟de alternatif tıp modern tıp gibi kabul edilir.
Alternatif tıbbın yaygınlığı, kabul görmesi toplumlar arasında farklılıklar gösterir. Avrupa‟da
ise Fransa‟da homeopati, Almanya‟da bitkisel tıp, kuzey avrupada refleksoloji-şiropraksi-masaj sık kullanılan alternatif tedavi yöntemleridir.
Temel olarak 5 grupta incelenir. Birinci grupta alternatif medikal sistemler
(homeopati, ayurveda, naturopatik tıp..), ikinci grupta ruh-vücut ilişkileri ( meditasyon, dua,
mental iyileşme, hipnoz..), üçüncü grupta biyolojik terapiler (herbal ürünler, ginseng, ginko,
vitaminler, köpekbalığı kıkırdağı…), dördüncü grupta manipulatif veya vücut temelli işlemler
(masaj, şiropiraksi, osteopatik manupilasyon, akupunktur..) ve beşinci grupta enerji tedavileri
12
( magnetik tedavi, reiki, teropatik dokunma gibi) yer alır. Sıklıkla yaşlılar ya da orta yaşlı
kişiler bu ürünleri kullanmaktadır. Fitoterapi St John wort (depresyon), echinacea, saw
palmetto (amerikan kısa hurma palmiye meyvesi, prostat hipertrofisi, osteoartrit),
ginkgo(demans, tinnitus, vertigo, klaudikasyo), ginger ( zencefil, vertigo, postoperatif
bulantı), ginseng(fiziksel ve psikomotor performans), sarımsak (hipertansiyon, hiperlipidemi,
vertigo, kanserin önlenmesi), ephedra, valerian kökü ( kedi otu, insomnia), glukozamin
(osteoartrit), köpekbalığı kıkırdağı (kanser önlenmesi ve tedavisi) gibi birçok herbal medicine
ürünüde antiaging amaçlı kullanılmaktadır.
3.5.1 OZON TEDAVİSİ
19‟uncu yüzyılın sonlarına doğru bulunan ozon gazının tıbbi olarak kullanılmaya
başlanması ile zaman içersinde hızla yaygınlaşan bir oksidasyon tedavisidir.
Ozon tedavisi organizmada bir oksidatif şoka neden olarak hücre içi enzimatik
antioksidan savunma sistemini güçlü bir şekilde destekler. Bir çeşit aşılama olarak kabul
edilebilecek ozon tedavisi, bir başka açıdan kardiyoversiyon ile benzer bir mantığa sahiptir.
Organizma ise güçlü bir oksidatif stres uyarısı olarak da nitelendirilebilecek ozon tedavisi,
organizma tarafından “güçlü bir oksidatif tehdit” olarak algılanır. Bu algılanma, antioksidan
savunma sistemlerinde çalışan enzimlerin güçlü bir şekilde uyarılması ile sonuçlanır. Endojen
ROS2‟larla yeterince uyarılmayan antioksidan sistem ozonun oluşturduğu küçük oksidatif
stres karşısında güçlü bir şekilde cevap verir. Aracılık eden biyolojik medyatörler hidrojen
peroksit ve okside lipid ürünleridir.
4 SONUÇ
Antiaging yaklaşımlar, yaşlanmaya sebep olan olayları kontrol altına almalı,
yaşlanmayla birlikte sıklığı artan hastalıklarla mücadele ederek hastaların psikolojik
durumlarını da göz önünde bulundurarak çözüm üretmelidir.
Kişilerde oluşturulacak sağlıklı yaşlanma bilinci en iyi sonuçlara ulaşmamızı
sağlayacak yöntemdir. Doğru ve dengeli beslenme, egzersiz, sigara ve alkolün
kullanılmaması, obesitenin önlenmesi en önemli antiaging tedavi yöntemleridir.
Uzun yaşam herkesin dileği olmakla beraber yaşlanma olmadan uzun yaşamın da
olamayacağı unutulmamalıdır.
KAYNAKLAR:
1. Bocci V., OZONE A New Medical Drug, 2004
13
2. Bartsch C., Bartsch H., Peschke E. Light, melatonin and cancer: current results
and future perspectives. Biol Rhythm Res 2009; 40, 17‐35.
3. Tan DX, Hardeland R, Manchester LC et al. Mechanistic and comparative
studies of melatonin and classic antioxidants in terms of their interactions with the ABTS
cation radical. J Pineal Res 2003; 34: 249‐59.
4. Mollaoğlu H, Özgüner M. F, “Yaşlanma sürecinde melatoninin rolü “S.D.Ü.
Tıp Fak. Derg. 2005:12(3)/ 52-56.
5. Vojta CL, Fraga PD, Forciea MA, Lavizzo-Mourey R. Antiaging therapy: an
overview. Hosp Pract (Off Ed). 2001 Jun 15;36(6):43-9.
6. American association of clinical endocrinologists medical guidelines for the
clinical use of dietary supplements and nutraceuticals. Endoc Pract, 2003;9:417-470.
7. Cankurtaran M, “Yaşlılık, yaşlanma mekanizmaları, antiaging ve yaşam tarzı
değişiklikleri” 7. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi Sunum Kitapçığı, 2005
8. Berneburg M, Grether-Beck S, Kürten V, Ruzicka T, Briviba K, Sies H and
Krutmann J, Singlet Oxygen Mediates the UVA-induced Generation of the Photoaging-associated Mitochondrial Common Deletion, 1999 May 274;22: 15345-15349
9. Atlı K, Bozcuk A.N, Telomer Ve Hücresel Yaşlanma, Geriatri 5 (3): 111-114,2002
10. Szczesny B,Tapas K. Hazra T.H, Papaconstantinou J, Age-dependent
deficiency in import of mitochondrial DNA glycosylases required for repair of oxidatively
damaged bases, PNAS 2003 Sep100; 10670- 10675
Mevcut yazılı metin bilgilendirme amaçlıdır. Bilimsel verilerden elde edilmiş bilgilerdir. Konu hakkında uzman kişiler tarafından yönlendirilmeniz ve tedaviye yönelik işlemleri bir hekim kontrolünde uygulamanız veya uygulatmanız önerilir.Ankara ozon , ozon ankara , alternatif kanser tedavisi , dmso , integratif tıp , akupunktur , ankara ozon , ozon ankara , karafakı ,
OZONE-THERAPY IN MULTIPLE SCLEROSIS: FIRST OBSERVATIONS
http://www.ossigenoozono.it sitesinden alınmıştır.
OZONE-THERAPY IN MULTIPLE SCLEROSIS: FIRST OBSERVATIONS
Authors: V.Simonetti, A. Rutigliano, W. Liboni, P. Biancotti, K.Strumia, M. Simonetti
Corrispondence to Dr. Vincenzo Simonetti, Via Lamarmora 43, 10128-Torino, Italy, Email: v.simonetti@tiscali.it , Tel: 0115805696
ABSTRACT
Authors explain the rational that induced them to use ozone-therapy in multiple sclerosis. First clinical observations about 23 patients (n=23) treated with ozone, seem to encourage the application of ozonized autoemotransfusion with other patients.
After six years the authors verified that 13 patients afflicted with autoimmune pathologies (10 multiple sclerosis and 3 rheumatoid arthritis) continually treated with ozone, the lymphocytary subpopulation stabilized in limits of reference interval: level of T lymphocyte "helper/inducer" stabilized during these years and the level of T lymphocyte (CD3+, HLA-, DR+) didn't increase.
ARTICLE
Ozone-therapy is used for many years with large successes, attained with orthopaedic [3, 4, 6, 10]nd vascular [1, 2,3, 5, 8, 11, 13] pathologies. For these pathologies, if treated, it was widely described the anti-inflammatory, antalgic, antibacterial and virustatic [3, 4, 6, 10, 13, 14] effect, perfusional improvement of microcirculatory system [1, 2, 3, 5,8, 11, 13] then the consequent disappearance of ischemic pain, the functional recovery of that muscul-articular cluster previously compromise and/or the recovery of diabetic ulcers: these effects significantly help to improve the quality of life of the patients, to return very effective many pharmacological or rehabilitation therapies, to shield some iatrogenic damages too.
The perfusional improvement of microcirculatory system allows a better use of oxygen and of glucoses, stimulates the metabolic activation and the elimination of catabolites, it's accumulation contributes to determine the inflammatory [3, 6, 8, 10]. In diabetic insulin-dependents patients, treated with GAET (great autoemotransfusion), we had often reduce the therapeutic dosages of insulin.
With subcutaneous or intramuscular injections of O2/O3, we observed the sudden disappearance of muscle-contraction headache, in tendonitis, in arthropaty, in trigeminal neuralgia; the significative reduction of lymphedema in rheumatoid arthritis, in erysipelas, in edemato-fibrosclerotic and post-traumatic panniculitis; while with therapeutic firmer cycles, we obtain great successes in treatment of backaches and repair of nervous peripheral lesions on trigeminus, on SPE, on ramus sensitive/motor consequent to operation of herniated disk, carpal tunnel syndrome, mixed tumor of parotid.
We and others ozone-therapists colleagues observed, after GAET great clinical improvements, such to reduce or to suspend cortisones and FANS in patients afflicted with rheumatoid arthritis; clinical healing for recurrent or several herpetic infections; a great improvement in asthmatic pathology, such to permit a reduction or a suspension of previous therapy used from many years. Many ozone-therapists could observe favourable effects both in cases of immunodepression and in cases of patients afflicted with autoimmune pathologies.
We published a work about immuno-modulator effect of ozone in lymphocyte subpopulation [13]. In 1998 we valued the changes on lymphocyte subpopulation with 38 patients afflicted with various pathologies.
Image 1
After six years we verified with 13 patients afflicted with autoimmune pathologies (10 multiple sclerosis, 3 rheumatoid arthritis) with their therapy, if a long-time treatment of ozone could determine some variations, in particular on HLA-DR+ moiety. Lymphocyte subpopulations in treated patients, resulted stable in limits of reference interval. Particular interesting resulted the informations about T lymphocyte "helper/inducer" (subpopulation CD4+) it level is a gauge of an adequate immunity competence and is a constant result; the T lymphocyte (subpopulation CD3+HLA-DR+) that didn't increase.
J. Socrates Bardi of "The Scripts Institute" recently demonstrated IgG have a bactericide action while they are releasing O3 by nature. [14]
The chief Bocci, Portolano, Sammartino and Luongo furnished documentary evidence for ozone, that with adequate dose, doesn't seem to unwanted effects, but it induces the activation of enzymes delegated to inactivation of free radicals (catalase, superoxide-dismutasis, glutathione…) [3,6] and of disulfide points that are forming during the growth and during the metabolism in aerobic conditions, with consequent curative proteic action.
The chief Riva Sanseverino [8] demonstrated the good effect of ozone therapy on macular circle in 1990. Dr. G. Amato showed that ozone has more hemorrhagic properties than pentoxifylline.
The researches done by chief Amato, Berté, Bocci, Iliakis, Lettieri, Luongo, Portolano, Raso, Riva Sanseverino, Rokitanski, Sammartino, Valdenassi… showed us that GAET has a immune modulate effect and it can induce the circulation reactivation: these studies were done to stimulate us to try oxygen ozone therapy also with neurodegenerative diseases, with autoimmune neurological pathologies and with cerebral vascular lesions, whether post trauma or post thrombotic ictus or due to haemorrhage [1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11]
Why does ozone reduce muscular overtone? Does ozone act to neuronal level and/or with fibromyocell?
Doing great autoemotrasfusion, the positive effect just described are slower than doing local injections on tendon's insertion; but while local injection has just local effects, the effect of GAET are more general for the body, and the GAET gives a sensation of more well-being, more resistance to effort. For these reason we do the GAET with immune and vascular pathologies. These successful results of ozone therapy, obtained by or many colleagues and confirmed from us directly, moreover the verified absence of important side effect, often present with the various schemes of pharmacologic therapy, make us to try the ozone therapy with patients with MS: the autoimmune etiology, the spastic and painful semiotics, the often presence of asthenia and lymphedema, are for us a good purpose to apply ozone therapy.
Until now we had 23 patient with informed consent, giving like end point:
- Reduction of pain due to spasticity and/or postural alteration
- Improvement of watch-sleep rhythm
- Functional improvement of venous lymphatic microcirculation, compromised by alteration of neurovegetative and postural regulation
- Improvement of neurovegetative and sphincter function
- Watching the evolution and remission's time of symptoms due to seriousness of pathology of inflamed lesions of cerebral and medullar parenchyma
- Slowing down of pathology progression
- Improvement of kinaesthesia
The clinical observations of 23 patients, let us observe that the usual disability lists (FIM Ashwort…) don't contemplate enough steps to underline ozone therapy effect, that, anyway, improve so much life's quality of patients. Our clinic result are in line with starting task.
Patient 30 y.o. with MS since 1996 with paresthesia of superior and lower extremity, with dysesthesia of dexter emisome. The protocol of GAET was practised (240 of blood with 55 µg of ozone for 2 months). In these 6 years the patient recovered the symtomatology and he is clinically stable with a regular social working life: the paraesthesia of superior and lower left extremity disappeared, the facial left deficit and the dysesthesia of dexter emisome too. It persist a disappeared paraesthesia on left knee. We observed radiogically a sharp decrease of focus active previously.
Image 2
Image 3
CONCLUSION
The ozone therapy doesn't resolves basis pathology, but also it is a valid therapy in multiple sclerosis, where it can improve the quality of life, without serious collateral effects, especially in patients that can't submit themselves to pharmacological treatment. This improvement reveal itself clinically with a recovery more or less evidently in ratio of seriousness and chronicity of the pathological reached state
BIBLIOGRAPHY
[1] G. Amato: Impiego Ospedaliero-sezione scientifica 1992 "Valutazione dellefficacia dell'ozonoterapia nel trattamento delle flebopatie degli arti inferiori".
[2] G. Amato: Acta Toxic. Ther., vol XVII,n°2-3,1996,"Valutazione dell'efficacia dell'ozonoterapia nelle arteriopatie croniche ostruttive degli arti inferiori: Confronto con la terapia con Pentossifillina".
[3] Bocci: Acta Toxic.Ther., vol XVII, n°2-3,1996 "Verso una razionalizzazione dell'ozonoterapia".
[4] E. Iliakis: "Acta Toxic.,Ther.,vol XVII,n° 2-3, 1996 "Utilizzo dell'ossigeno-ozonoterapia nella pratica ortopedica".
[5] Lettieri: Acta Toxic.,Ther., vol XVII,n° 2-3,1996 "Efficacia dell'ozonoterapia nella prevenzione della recidiva dell'infarto miocardico".
[6] Portolano-Sammartino: Acta Toxic.,Ther., vol XVII, n°2-3, 1996,"Biochimica e fisiologia dell'ozono".
[7] A. Raso Ed. Minerva Medica 1990: "Manuale di medicina e chirurgia vascolare".
[8] Riva Sanseverino: Panminerva Medica, vol.32,n°2,1990, "Effects of oxygen-ozontherapy on agerelated degenerative retinal maculopaty".
[9] Rokitansky : Atti II congresso nazionale di ossigeno-ozonoterapia - Bergamo 19/10/85, "Ossigeno-ozonoterapia nelle arteriopatie".
[10] Sammartino-Luongo : Acta Toxic.,Ther., vol XVII., n° 2-3,1996, "Monitoraggio dei parametri bioumorali negli epatopatici cronici trattati con ozonoterapia".
[11] Valdenassi, Richelmi, Franzini: Flebologia, anno 1995, n° 2,"L'ossigeno-ozonoterapia nell'insufficienza venosa cronica: studio clinico di efficacia e tollerabilità".
[12] Jurg Kesserling: "Multiple Sclerosis", Cambridge University Press 1997
[13] Simonetti V, Liboni W, Biancotti P, Grillo A: "La malattia ischemici periferica", Manusia F, Tip Aurelia, Novembre 2001
[14] Jason Socrates Bardi: News and Views; The Scripps Research Institute, "More Chemical Evidence for an Antibody Killing Mechanism"
Image 1: The test evidences the increase of ratio CD4+/CD8+ and the stability of the lymphocitary subpopulation CD3+ HLA DR+
Image 3: After 6 years, the patient is clinically stable, without changes of hyperintense signal in C5 with slight atrophic parenchymal image. For sensitive disorder persists a feeble formication, a disappeared paraesthesia on lateral side of left knee.
Mevcut yazılı metin bilgilendirme amaçlıdır. Bilimsel verilerden elde edilmiş bilgilerdir. Konu hakkında uzman kişiler tarafından yönlendirilmeniz ve tedaviye yönelik işlemleri bir hekim kontrolünde uygulamanız veya uygulatmanız önerilir. Ankara ozon , ozon ankara , alternatif kanser tedavisi , dmso , integratif tıp , akupunktur , ozonize prp , ozon prp , , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara ,, ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara ,
OZONE-THERAPY IN MULTIPLE SCLEROSIS: FIRST OBSERVATIONS
Authors: V.Simonetti, A. Rutigliano, W. Liboni, P. Biancotti, K.Strumia, M. Simonetti
Corrispondence to Dr. Vincenzo Simonetti, Via Lamarmora 43, 10128-Torino, Italy, Email: v.simonetti@tiscali.it , Tel: 0115805696
ABSTRACT
Authors explain the rational that induced them to use ozone-therapy in multiple sclerosis. First clinical observations about 23 patients (n=23) treated with ozone, seem to encourage the application of ozonized autoemotransfusion with other patients.
After six years the authors verified that 13 patients afflicted with autoimmune pathologies (10 multiple sclerosis and 3 rheumatoid arthritis) continually treated with ozone, the lymphocytary subpopulation stabilized in limits of reference interval: level of T lymphocyte "helper/inducer" stabilized during these years and the level of T lymphocyte (CD3+, HLA-, DR+) didn't increase.
ARTICLE
Ozone-therapy is used for many years with large successes, attained with orthopaedic [3, 4, 6, 10]nd vascular [1, 2,3, 5, 8, 11, 13] pathologies. For these pathologies, if treated, it was widely described the anti-inflammatory, antalgic, antibacterial and virustatic [3, 4, 6, 10, 13, 14] effect, perfusional improvement of microcirculatory system [1, 2, 3, 5,8, 11, 13] then the consequent disappearance of ischemic pain, the functional recovery of that muscul-articular cluster previously compromise and/or the recovery of diabetic ulcers: these effects significantly help to improve the quality of life of the patients, to return very effective many pharmacological or rehabilitation therapies, to shield some iatrogenic damages too.
The perfusional improvement of microcirculatory system allows a better use of oxygen and of glucoses, stimulates the metabolic activation and the elimination of catabolites, it's accumulation contributes to determine the inflammatory [3, 6, 8, 10]. In diabetic insulin-dependents patients, treated with GAET (great autoemotransfusion), we had often reduce the therapeutic dosages of insulin.
With subcutaneous or intramuscular injections of O2/O3, we observed the sudden disappearance of muscle-contraction headache, in tendonitis, in arthropaty, in trigeminal neuralgia; the significative reduction of lymphedema in rheumatoid arthritis, in erysipelas, in edemato-fibrosclerotic and post-traumatic panniculitis; while with therapeutic firmer cycles, we obtain great successes in treatment of backaches and repair of nervous peripheral lesions on trigeminus, on SPE, on ramus sensitive/motor consequent to operation of herniated disk, carpal tunnel syndrome, mixed tumor of parotid.
We and others ozone-therapists colleagues observed, after GAET great clinical improvements, such to reduce or to suspend cortisones and FANS in patients afflicted with rheumatoid arthritis; clinical healing for recurrent or several herpetic infections; a great improvement in asthmatic pathology, such to permit a reduction or a suspension of previous therapy used from many years. Many ozone-therapists could observe favourable effects both in cases of immunodepression and in cases of patients afflicted with autoimmune pathologies.
We published a work about immuno-modulator effect of ozone in lymphocyte subpopulation [13]. In 1998 we valued the changes on lymphocyte subpopulation with 38 patients afflicted with various pathologies.
Image 1
After six years we verified with 13 patients afflicted with autoimmune pathologies (10 multiple sclerosis, 3 rheumatoid arthritis) with their therapy, if a long-time treatment of ozone could determine some variations, in particular on HLA-DR+ moiety. Lymphocyte subpopulations in treated patients, resulted stable in limits of reference interval. Particular interesting resulted the informations about T lymphocyte "helper/inducer" (subpopulation CD4+) it level is a gauge of an adequate immunity competence and is a constant result; the T lymphocyte (subpopulation CD3+HLA-DR+) that didn't increase.
J. Socrates Bardi of "The Scripts Institute" recently demonstrated IgG have a bactericide action while they are releasing O3 by nature. [14]
The chief Bocci, Portolano, Sammartino and Luongo furnished documentary evidence for ozone, that with adequate dose, doesn't seem to unwanted effects, but it induces the activation of enzymes delegated to inactivation of free radicals (catalase, superoxide-dismutasis, glutathione…) [3,6] and of disulfide points that are forming during the growth and during the metabolism in aerobic conditions, with consequent curative proteic action.
The chief Riva Sanseverino [8] demonstrated the good effect of ozone therapy on macular circle in 1990. Dr. G. Amato showed that ozone has more hemorrhagic properties than pentoxifylline.
The researches done by chief Amato, Berté, Bocci, Iliakis, Lettieri, Luongo, Portolano, Raso, Riva Sanseverino, Rokitanski, Sammartino, Valdenassi… showed us that GAET has a immune modulate effect and it can induce the circulation reactivation: these studies were done to stimulate us to try oxygen ozone therapy also with neurodegenerative diseases, with autoimmune neurological pathologies and with cerebral vascular lesions, whether post trauma or post thrombotic ictus or due to haemorrhage [1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11]
Why does ozone reduce muscular overtone? Does ozone act to neuronal level and/or with fibromyocell?
Doing great autoemotrasfusion, the positive effect just described are slower than doing local injections on tendon's insertion; but while local injection has just local effects, the effect of GAET are more general for the body, and the GAET gives a sensation of more well-being, more resistance to effort. For these reason we do the GAET with immune and vascular pathologies. These successful results of ozone therapy, obtained by or many colleagues and confirmed from us directly, moreover the verified absence of important side effect, often present with the various schemes of pharmacologic therapy, make us to try the ozone therapy with patients with MS: the autoimmune etiology, the spastic and painful semiotics, the often presence of asthenia and lymphedema, are for us a good purpose to apply ozone therapy.
Until now we had 23 patient with informed consent, giving like end point:
- Reduction of pain due to spasticity and/or postural alteration
- Improvement of watch-sleep rhythm
- Functional improvement of venous lymphatic microcirculation, compromised by alteration of neurovegetative and postural regulation
- Improvement of neurovegetative and sphincter function
- Watching the evolution and remission's time of symptoms due to seriousness of pathology of inflamed lesions of cerebral and medullar parenchyma
- Slowing down of pathology progression
- Improvement of kinaesthesia
The clinical observations of 23 patients, let us observe that the usual disability lists (FIM Ashwort…) don't contemplate enough steps to underline ozone therapy effect, that, anyway, improve so much life's quality of patients. Our clinic result are in line with starting task.
METHOD
GAET 240ml of blood
with 55 µg of ozone for 20 times, twice a week and a periodical recall every
2-3 month, it depends of seriousness of pathology
CLINIC CASEPatient 30 y.o. with MS since 1996 with paresthesia of superior and lower extremity, with dysesthesia of dexter emisome. The protocol of GAET was practised (240 of blood with 55 µg of ozone for 2 months). In these 6 years the patient recovered the symtomatology and he is clinically stable with a regular social working life: the paraesthesia of superior and lower left extremity disappeared, the facial left deficit and the dysesthesia of dexter emisome too. It persist a disappeared paraesthesia on left knee. We observed radiogically a sharp decrease of focus active previously.
Image 2
Image 3
CONCLUSION
The ozone therapy doesn't resolves basis pathology, but also it is a valid therapy in multiple sclerosis, where it can improve the quality of life, without serious collateral effects, especially in patients that can't submit themselves to pharmacological treatment. This improvement reveal itself clinically with a recovery more or less evidently in ratio of seriousness and chronicity of the pathological reached state
BIBLIOGRAPHY
[1] G. Amato: Impiego Ospedaliero-sezione scientifica 1992 "Valutazione dellefficacia dell'ozonoterapia nel trattamento delle flebopatie degli arti inferiori".
[2] G. Amato: Acta Toxic. Ther., vol XVII,n°2-3,1996,"Valutazione dell'efficacia dell'ozonoterapia nelle arteriopatie croniche ostruttive degli arti inferiori: Confronto con la terapia con Pentossifillina".
[3] Bocci: Acta Toxic.Ther., vol XVII, n°2-3,1996 "Verso una razionalizzazione dell'ozonoterapia".
[4] E. Iliakis: "Acta Toxic.,Ther.,vol XVII,n° 2-3, 1996 "Utilizzo dell'ossigeno-ozonoterapia nella pratica ortopedica".
[5] Lettieri: Acta Toxic.,Ther., vol XVII,n° 2-3,1996 "Efficacia dell'ozonoterapia nella prevenzione della recidiva dell'infarto miocardico".
[6] Portolano-Sammartino: Acta Toxic.,Ther., vol XVII, n°2-3, 1996,"Biochimica e fisiologia dell'ozono".
[7] A. Raso Ed. Minerva Medica 1990: "Manuale di medicina e chirurgia vascolare".
[8] Riva Sanseverino: Panminerva Medica, vol.32,n°2,1990, "Effects of oxygen-ozontherapy on agerelated degenerative retinal maculopaty".
[9] Rokitansky : Atti II congresso nazionale di ossigeno-ozonoterapia - Bergamo 19/10/85, "Ossigeno-ozonoterapia nelle arteriopatie".
[10] Sammartino-Luongo : Acta Toxic.,Ther., vol XVII., n° 2-3,1996, "Monitoraggio dei parametri bioumorali negli epatopatici cronici trattati con ozonoterapia".
[11] Valdenassi, Richelmi, Franzini: Flebologia, anno 1995, n° 2,"L'ossigeno-ozonoterapia nell'insufficienza venosa cronica: studio clinico di efficacia e tollerabilità".
[12] Jurg Kesserling: "Multiple Sclerosis", Cambridge University Press 1997
[13] Simonetti V, Liboni W, Biancotti P, Grillo A: "La malattia ischemici periferica", Manusia F, Tip Aurelia, Novembre 2001
[14] Jason Socrates Bardi: News and Views; The Scripps Research Institute, "More Chemical Evidence for an Antibody Killing Mechanism"
Image 1: The test evidences the increase of ratio CD4+/CD8+ and the stability of the lymphocitary subpopulation CD3+ HLA DR+
Image 2

Image 3: After 6 years, the patient is clinically stable, without changes of hyperintense signal in C5 with slight atrophic parenchymal image. For sensitive disorder persists a feeble formication, a disappeared paraesthesia on lateral side of left knee.
Mevcut yazılı metin bilgilendirme amaçlıdır. Bilimsel verilerden elde edilmiş bilgilerdir. Konu hakkında uzman kişiler tarafından yönlendirilmeniz ve tedaviye yönelik işlemleri bir hekim kontrolünde uygulamanız veya uygulatmanız önerilir. Ankara ozon , ozon ankara , alternatif kanser tedavisi , dmso , integratif tıp , akupunktur , ozonize prp , ozon prp , , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara ,, ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara ,
23 Temmuz 2013 Salı
OZON TEDAVİSİNDE MADRİD DEKLERASYONU
OZON TEDAVİSİNDE MADRİD DEKLERASYONU
Bu Deklarasyon; İspanya Ozon Tedavisi Tıp Profesyonelleri Topluluğu (AEPROMO) himayesinde, 3- 4 Haziran 2010 tarihlerinde, Madrid’de Kraliyet Tıp Akademisi’nde yapılan “Uluslararası Ozon Tedavisi Okulları (ekolleri)Toplantısında” onaylanmıştır
Ozon’un 1840’da Christian Friedrich Schönbein tarafından keşfedilmesinden sonra, dünyanın farklı yerlerinde tıbbi kullanımının arttığı; sağlık çalışanlarının Ozon’un nasıl etkili olduğu ve faydalarının neler olduğu konusuna daha fazla ilgi gösterdikleri; ozon terapistlerinin sayısının tüm dünyada artmaya devam ettiği ve her geçen gün daha fazla sayıda hastanın bu tedaviden yarar sağladığı, bununla birlikte herkes tarafından kabul edilmesinin kolay olmadığı, tıp camiası içerisinde hala direnç bulunduğu ve yasal alanda işlevsellik kazanması için daha fazla ve koordineli çaba gerektireceği konularının dikkate alınması gerektiğikonusunda mutabakata varılmıştır.
Ozon tedavisinin kullanılmasıyla ilgili klinik öncesi araştırma ve klinik çalışmaların ciddi bilimsel özenle Küba, Almanya, İtalya, Rusya ve diğer ülkelerde yürütüldüğü ve farklı tıbbi protokollerde de kullanımını destekleyen sonuçlar elde edildiği hatırlatılmıştır.
Bu tıbbi tedavinin oldukça geniş bir doz aralığında kullanılmasını olanaklı kılan zararsız özelliğinin ve klinik öncesi çalışmalar ile genotoksik, toksikoloji ve klinik çalışmalarla da sağlanan faydanın teyit edildiğinin akılda tutulması gerektiği vurgulanmıştır.
Temelde gerekli tıbbi araştırmayı sürdürebilmek için ihtiyaç duyulan mali desteğin olmaması ve yanı sıra Ozon Tedavisi Camiası ve araştırmacıları için neredeyse kalıcı bir güçlük haline gelen, çeşitli engellere rağmen tıbbi ozonla yapılan araştırmalar ve elde edilen klinik deneyimlerde ilerleme kaydedildiği belirtilmiştir.
Dünyada faaliyet gösteren bütün ozon terapistlerinin, ozon tedavisi uygulamasını doğru ve güvenli bir şekilde ileriye taşıyabilmesi için organize olmaları, birlikte faaliyetler planlamaları, özel hedeflere yönelik çalışmalar yapmalarının kesinlikle zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Tıbbi çevrelerin standardize etmek istediği farklılıklar olduğu ve hali hazırda bir ilerlemenin gerçekleştiğini dikkate alarak; hatalı uygulama (malpratik) olasılığını etkili şekilde aşmak için gerekli olan yerlerde en iyi uygulamaları belirleyen prosedür ve protokollerin, tıbbi tanımlarının yanı sıra iyi klinik uygulama kurallarının geliştirilmesine devam edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Ozon tedavisi uygulamaları Dünyada ilk olarak 2007 yılında Rusya’da Federal Hizmetler Halk Sağlığının Kontrolü ve Sosyal Gelişme İdaresi tarafından yasallaştırılmıştır. 2009 yılında Küba’da Halk Sağlığı Bakanlığı tarafından, ispanya’da, Baleric Adaları ve Kanarya Adaları (2007), Madrid (2009) ve Galicia, Castilla-La Mancha ve Castilla y León (2010) Özerk Toplumları tarafından yasallaştırılması, Đtalya’da Lombardy (2003), Emilia-Romagna (2007) ve Marche (2009) Bölgeleri tarafından ozon tedavisi yönünde önemli ilerlemeler gerçekleştirilmesi ve Lazio Đdare Mahkemesi tarafından lehte mahkeme kararlarının verilmesi (1996 ve 2003) memnuniyetle karşılanmıştır. “Uluslararası Ozon Tedavisi Okulları Toplantısındaki” konuşmacıların yanı sıra aynı toplantıda bulunan ozon tedavisi dernekleri aşağıdaki sonuçları kabul etmişlerdir
SONUÇLAR
Birinci: Bu Deklarasyonun “Öneriler” bölümü içerisinde ayrıntıları anlatılan “Ozonun Kullanımının Terapötik Sınırları”nı onaylamak.
İkinci: Bu tedavinin sahip olduğu büyük faydalarla ilgili bilgilerin artmasının devamında, Ozon tedavisi sahasında meydana gelen hem olumlu hem de olumsuz bilgi, araştırma ve deneyimlerin alışverişini artırmak, araştırma sonuçlarının bu konuda uzmanlaşmıştıbbi dergilerde yayınlanmasını teşvik etmek.
İkinci: Bu tedavinin sahip olduğu büyük faydalarla ilgili bilgilerin artmasının devamında, Ozon tedavisi sahasında meydana gelen hem olumlu hem de olumsuz bilgi, araştırma ve deneyimlerin alışverişini artırmak, araştırma sonuçlarının bu konuda uzmanlaşmıştıbbi dergilerde yayınlanmasını teşvik etmek.
Üçüncü: Sağlık araştırmacılarını yaratıcı çabalarını artırmaları yönünde cesaretlendirmek ve böylece ozon tedavisinin kontrollü klinik çalışmaların geliştirilmesi çerçevesinde terapötik faydalarını etkili ve güvenli şekilde sergilemesinin devam etmesini sağlamak.
Dördüncü:Yeni gelişmeleri dikkate alarak ve kaliteyi artırmak ve farklı alanlarda homojen tedaviler oluşturmak görüşü doğrultusunda her yöntem için, iyi klinik uygulamalara yönelik Standart Uygulama Usullerinin yaratılmasını teşvik etmek. Beşinci: Ozon tedavisi konusundaki bilgilerimizi arttıracak araştırmaları cesaretlendirip teşvik edecek, bulguları ve amaçları paylaşarak, organize edilecek her bilimsel kongre/toplantının gerçekleştirilen ilerlemeyi yansıtan, başarılı ve gerçekleştirilebilir hedefler koyan sonuçları kabul etmesinisağlayan sistematik çabaları sergilemek. Farklı bilimsel topluluklar arasında uluslararası düzeyde kriterlerin uyumlaştırılması ve tekdüzeleştirilmesi yönünde çalışmak.
Altıncı:Ozon tedavisini uygun şekilde yasallaştırılmak ve yasal durumun sağladığı memnuniyeti yaşamak için ozon tedavisinin henüz yasallaştırılmadığı ülkelerdeki farklı toplulukların sürecin yasallaştırılması yönünde çalışmalarını cesaretlendirmek.
Yedinci: Ders kitaplarının hazırlanmasını, ozon tedavisi konusunda teorik derslerin ve uygulamalı eğitimin organizasyonunu cesaretlendirmek ve böylece bu tedaviyi uygulayanların sağlam bilgi zemininde çalışmalarını sağlayarak, bu suretle hastalara mutlak surette daha etkin, daha faydalı bir sağlık bakım hizmetinin yansıtılmasına zemin hazırlamak. “Uluslararası Ozon Tedavisi Okulları Toplantısındaki” konuşmacıların yanı sıra aynı toplantıda bulunan katılımcılar aşağıdaki önerileri kabul etmişlerdir
Yedinci: Ders kitaplarının hazırlanmasını, ozon tedavisi konusunda teorik derslerin ve uygulamalı eğitimin organizasyonunu cesaretlendirmek ve böylece bu tedaviyi uygulayanların sağlam bilgi zemininde çalışmalarını sağlayarak, bu suretle hastalara mutlak surette daha etkin, daha faydalı bir sağlık bakım hizmetinin yansıtılmasına zemin hazırlamak. “Uluslararası Ozon Tedavisi Okulları Toplantısındaki” konuşmacıların yanı sıra aynı toplantıda bulunan katılımcılar aşağıdaki önerileri kabul etmişlerdir
ÖNERİ
“Madrid Deklarasyonunun” ekinde ayrıntıları anlatılan ve bu belgenin ayrılmaz parçasını oluşturan “Ozonun Kullanımının Terapötik Sınırları”, Ozon terapistleri için; tedavilerini daha dikkatli ve sistematik şekilde uygulayabilmeleri için bir referansolarak kabul edilecektir. "Ozonun Kullanımının Terapötik Sınırları” farklı ülkelerdeki bilimsel araştırmaların özetidir ve uzun yıllara dayanan deneysel ve klinik çalışmanın sonuçlarıdır.
“Uluslararası Ozon Tedavisi Okulları Toplantısındaki” konuşmacıların yanı sıra aynı toplantıda bulunan katılımcılar olarak Bizler; araştırma, eğitim, bilgi ve hasta bakımı alanlarında ozon tedavisi lehine yaptığı anlamlı ve önemli katkılar nedeniyle, ozon tedavisinin geçmişinde en önemli öncülerden birisi olarak kabul edilmesi gereken, Siena Üniversitesi Emeritus Fizyoloji Profesörü Dr. Velio Bocci’ye en samimi saygılarımızı ifade ederiz. Son olarak, Madrid Kraliyet Ulusal Tıp Akademisinin asırlık duvarlarında samimi
şekilde gerçekleştirilen bu “Uluslararası Ozon Terapisi Okulları Toplantısı” girişimi ve
toplantının gerçekleştirilmesi nedeniyle Đspanya Ozon Tedavisinde Tıp Profesyonelleri Topluluğuna (AEPROMO)takdirlerimizi ifade ederiz.
Madrid, 4 Haziran 2010
BU BELGENİN AYRILMAZ PARÇASI OLARAK OZON TEDAVİSİNDE MADRİD
DEKLARASYONUNUN EKİ
İspanya Ozon Tedavisinde Tıp Profesyonelleri Topluluğu’nun (AEPROMO) desteği altında 3 ve 4 Haziran 2010 tarihlerinde Madrid’deki Kraliyet Tıp Akademisinde yapılan “Uluslararası Ozon Tedavisi Okulları Toplantısında” onaylanan öneri
OZONUN KULLANIMININ TERAPÖTİK SINIRLARI
1. TERAPÖTİK GEREKÇE
Ozonun terapötik endikasyonları, ozonun düşük fizyolojik konsantrasyonlarının hücre içerisinde önemli roller oynayabileceği bilgisine dayanmaktadır. Moleküler düzeyde, bu tedaviye ait klinik kanıtları destekleyen farklı etki mekanizmaları gösterilmiştir. Ozonun terapötik, etkili olmayan ve toksik konsantrasyonları bulunmaktadır. 10 veya 5 µg/ml ve hatta daha düşük konsantrasyonlarının genişbir güvenlilik sınırı içerisinde terapötik etkilere sahip olduğu kanıtlanmıştır ve dolayısıyla, günümüzde terapötik konsantrasyonların 5 ila 60 µg/ml arasında sıralandığı kabul edilmektedir. Bu aralık lokal ve sistemik uygulama tekniklerinde geçerlidir. Her uygulama yolunun minimum ve maksimum dozların yanı sıra kontrol edilmesi gereken konsantrasyon ve hacme sahip olduğu vurgulanmalıdır.
Tüm terapötik dozlar etki mekanizmasına göre üç gruba ayrılmaktadır:
a) Düşük dozlar: Bu dozlar immünomodulatuar (bağışıklık sistemini düzenleyici)
etkiye sahiptir ve bağışıklık sistemin etkilendiği yönünde şüphenin yer aldığı
hastalıklarda kullanılmaktadır.
b) Orta düzeydeki dozlar: Bunlar immünomodulatuarlardır ve antioksidan enzim
Savunma Sistemini uyaracaklardır. Bunlar diyabet, ateroskleroz, KOAH, Parkinson
Sendromu, Alzheimer ve senil demans (bunama) benzeri kronik dejeneratif
hastalıklarda en fazla faydayı sağlamaktadır.
c) Yüksek dozlar: Özellikle ülserde veya enfekte yaralarda uygulanmaktadır.
Ayrıca, yağve suya ozon uygulanması için kullanılmaktadır. Yağın ozonlanması
tıbbi jeneratörler ile asla başarılamamaktadır; çünkü yağbuharının yüksek voltaj
borularına difüze olmasının önüne geçilememektedir.Ortaya çıkan sonuç çeşitli
toksik maddelerin üretilmesidir. Ozonun çıkışını kesen bir subaba sahip jeneratörler
bunun istisnasıdır.
2. OZON TEDAVİSİNİN TEMEL İLKELERİ
Herhangi bir ozon tedavisi uygulanmadan önce dikkate alınması gereken üç temel ilke
aşağıda açıklanmaktadır:
a) Öncelikle zarar vermemek: Her şeyden önce, herhangi bir zarar verilmemesi.
b) Dozu kademeli artırmak: Daima düşük dozda başla ve dozu kademeli şekilde artır. Bunun istisnası tersi yönde bir yolun izlendiği enfekte ülserler veya yaralardır
(yüksek konsantrasyonda başla ve hastanın durumundaki iyileşmeye göre azalt).
c) Gerekli konsantrasyonu uygulamak: Tüm ilaçlarda geçerli olduğu gibi, yüksek ozon konsantrasyonları mutlaka daha iyi sonuçlar verecek değildir. Redoks dengesinin bilinmemesi (antioksidanlar/pro-oksidanlar) ve hastanın oksidatif streste olması durumunda, başlangıçta orta veya yüksek doz verilmesi hücresel antioksidan mekanizmalara zarar verebilir ve klinik tabloyu ağırlaştırabilir. Bu nedenle, düşük dozla başlanması ve hastanın vereceği yanıta göre kademeli şekilde artırılması tercih edilen yoldur.
3. ANA UYGULAMA YÖNTEMLERİ
Tıbbi ozon lokal olarak veya parenteral yolla uygulanabilmektedir. Ozonun çeşitli
uygulama yöntemleri tek başına veya sinerjik etki elde etmek için birkaç yöntemin
kombinasyonu halinde tatbik edilebilir.
3.1 ÖNERİLEN UYGULAMA YÖNTEMLERİ
Aşağıda açıklanan uygulama yöntemleri kanıtlanmıştır; çünkü bu sonuçlar yıllara
uzanan deneyim ve araştırmaya dayanmaktadır.
Rusya Ozon Tedavisi Topluluğu tarafından “Ozon Tedavisi El Kitabı”nda (2008)
yayınlanan yönergeleri; Koruyucu Tıpta Ozonun Kullanılması amacıyla Alman Tıp
Derneği tarafından yayınlanan “Tıbbi Ozon Kullanma Rehberi” (2009) kitabını,
Küba Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezinin Ozon Araştırmaları Merkezi bilimsel
birimi tarafından “Ozonun Temel Özellikleri ve Klinik Uygulamaları” başlıklı
kitapta yayınlanan yönergeleri (2008); yazarı tarafından bu “Uluslararası
Toplantıya” gönderilen Dr.Velio Bocci’nin“Oksijen-Ozon Tedavisinin Tıpta bir
Geleceği Var mıdır?” (Rv. 2010) başlıklı kitap katkılarını memnuniyetle
karşılıyoruz.
Uygulama Yolları DÜŞÜK DÜŞÜK DÜŞÜK
Kons. µg/ml Hacim ml. Dozlar µg
RI* 10
20
100 1000
2000
MAHT* 10
20
50
100
500
2000
MiAHT* 5
10
5 25
50
Uygulama Yolları ORTA ORTA ORTA
Kons. µg/ml Hacim ml. Dozlar µg
RI* 20
30
100
150
2000
4500
MAHT* 20
30
50
100
1000
3000
MiAHT* 10
20
5 50
100
Uygulama Yolları YÜKSEK YÜKSEK YÜKSEK
Kons. µg/ml Hacim ml. Dozlar µg
RI* 30
60*
a
150
30-50
4500
18000-3000
MAHT* 35
60**
b
50
100
1500
6000
MiAHT* 10
20
5 50
100
* RI: Rektal insuflasyon.
Majör konsantrasyonun, 40 µg/ml, üzerinin enterositlere zarar verebileceğini unutmayın.
*
a
Đstisnai olarak, akut kanama durumunda, yüksek konsantrasyonla başlayın (60 µg/ml / ml ve 50 ml
Vol.) Kanama azaldıktan sonra, konsantrasyonu azaltın.
** MAHT: Majör Otohemoterapi
*** MiAHT: Minör Otohemoterapi
**
b
Genelde 40 µg/ml civarında konsantrasyonların uygulanması tercih edilmesine rağmen, bazı
olgularda güvenli olduğu kanıtlanan ve sitokinleri indükte etme kapasitesidaha yüksek olan 60
µg/ml konsantrasyonuna ulaşan uygulama değerlendirilebilmektedir.
3.1.1 Majör Otohematerapi (MAHT)
Kullanılacak hacim aralığı 50 ml ile 100 ml arasında değişmektedir. Özellikle yaşlılarda
veya dengelenmemişhastalarda hemodinamik bozukluk riskini önlemek için 200 ml’nin
üzerindeki kan hacimlerinden kaçınılmalıdır. Kullanılan perfüzyon seti kalite belgeli
olmalıdır ve asla PVC’den veya ozonla tepkimeye girebilecek diğer maddelerden
üretilmemelidir.
Hemoliz riskinin artışı, 2,3 DPG'nin indirgenmesi ve immünokompetant hücrelerin
aktive olamaması sonucu (nedeniyle) 80 microgr/ml ve üzeri ozon
konsantrasyonlarından kaçınılmalıdır.
Tedavi seanslarının sayısı ve uygulanacak ozon dozu; hastanın genel durumuna, yaşına
ve esas hastalığına bağlı olacaktır. Genel kural olarak, ozon dozu her beşseansta bir
artırılır ve 15 ila 20 seans arasında değişen siklüslerde verilir. Klinik bakışaçısıyla,
hastanın iyileşmesi beşinci ila onuncu seans arasında gerçekleşir ve onikinci seanstan
sonra antioksidan savunma mekanizmasının harekete geçirilmişolduğu düşünülür.
Tedavi Pazartesi gününden Pazar gününe kadar günlükuygulanan bir siklüs içerisinde
verilir ve haftada iki ila üç kez uygulanabilmektedir.
3.1.2 Đntramüsküler (kas içi), paravertebral ve intraartiküler (eklem içi)
enjeksiyon
3.1.2.1 Paravertebral
Omurganın 2 cm lateralinden infiltrasyon yapılır. Đğnelerin dağılımı daima fıtığın 2 cm
altında ve 2 cm üzerinde bilateral ve lateralidir.
Hastanın bünyesi ve/veya tedavi edilecek alan dikkate alınırken 2 ila 4 cm
arasındaki bir derinlik düşünülmelidir (zayıf hastalarda ve dorsal bölgede daha sığ
ve obez hastalarda ve lomber bölgede daha derin).
Tedavi ilk iki haftada haftada iki kez yapılır ve klinik iyileşme başarıldıktan sonra,
tedavi 4 ila 6 hafta arasında bir süre boyunca haftada bir kez ve ardından, 20 seansta
bir siklüs tamamlanana dek her 15 günde bir seansa çıkarılır ve semptomlar
kaybolduktan sonra seanslar kısaltılabilir. Bu prosedür için önerilen iğne büyüklüğü 25
- 30 G x 1½”dir. Bazı olgularda ve uzman ellerde, daha uzun iğneler
kullanılabilmektedir.
Hekimin lumbo-sakral bölgede ve sakro-iliyak eklemler düzeyinde enflamasyonu
tespit etmek için bu alanlar içerisindeki kasları veya bu alandaki tetik noktalarını ve
her şeyin ötesinde paravertebral infiltrasyonlara yeterli yanıt vermeyen disk artrozu
bulunan hastaları yeterli şekilde muayene etmesi önemlidir. Bu noktalar tespitedilirse,
bunlar infiltre edilmelidir.
Konsantrasyon [µg/ml] 10-20
Hacim / ml 5-10
Doz / µg 50-400
3.1.2.2 Herniler (Fıtıklar)
Servikal Herniler
10 ila 20 µg/ml konsantrasyon, 5 ml hacim verilir.
Dorsal Herniler
10 ila 20 µg/ml konsantrasyon, 5 ml hacim verilir.
Lumbar Herniler
10 ila 20 µg/ml konsantrasyon, 5-10 ml hacim verilir.
3.1.2.3 Đntraartiküler (eklem içi) tedavi
Konsantrasyon: 5-10-20 µg/ml
Eklem büyüklüğünün fonksiyonu olarak hacim:
Parmak: 1-2 ml
Diğer: 5 - 20 ml
3.1.2.4 Disk içi Tedavi
Mobil radyolojik görüntüleme veya floroskopik kontrol ya da BT altında, 2-4 haftada bir
tekrarlanabilmesine rağmen, genel olarak sadece bir kez disk içi infiltrasyon (enjeksiyon)
yapılmalıdır. Hasta sedasyon altında olmalıdır (genel anestezi değil) ve uygulama ile
aynı günde antibiyotik profilaksisi başlanmalıdır.
Lomber diskoliziste, 25-30 ug/ml konsantrasyonunda 5-10 ug/ml oksijen – ozon
karışımı kullanılmaktadır. Servikal diskoliziste, aynı konsantrasyonda 5 ml kullanılır.
Sadece bir tedaviden sonra etkili olmasına rağmen, ozonla diskoliz tedavisi özel alt
yapı (radyolojik kontrol için), anestezist ve tekniğin uygulanması için deneyimli
personel gerektir. Paravertebral tekniğin daha fazla sayıda seans gerektirdiği gerçeğine
rağmen, eşit derecede etkilidir ve minimum risk seviyesine sahiptir.
3.1.2.5 Peridural tedavi (translaminal)
Peridural boşluk önceden belirlendikten sonra, haftada iki kez peridural boşluğa
infiltrasyon gerçekleştirilir. 20 ug/ml konsantrasyonunda ve 5 ml hacminde oksijen –
ozon konsantrasyonu kullanılır.
Disk içi yönteme göre indirekt yöntem olmasına rağmen disk hernisinin tedavisinde
düşünülmesi gereken alternatifler translaminal peridural yöntem veya sakral hiatus
yoludur çünkü:
• Bu yöntemle, ne operatör ne de hasta radyasyon riskine maruz
kalmaktadır.
• Şüpheli disko-radiküler bölge seviyesindeki peridural boşlukta gaz
birikmesinden sonra, bu gaz disk ve hasar görmüşsinir kökü üzerinde etkili
olmaktadır.
• Uygulanması kolay olup hiçbir nörolojik hasara neden olmaz ve hasta
normal yaşamına daha kısa sürede döner.
• Daha az malzeme kaynağı ve ekipman gerektirmesi bu tekniği daha
ucuz ve etkili bir yöntem haline getirir.
• Bir indirekt yöntem olarak paravertebral yönteme kıyasla daha az sayıda
seans gerektirir.
• Çok sayıda disk hernisi varlığında daha faydalıdır.
• Başarı oranı % 70’in üzerindedir.
• Đyileşmek için minimum süre gerektirir.
• Eşlik eden önemli hastalıkları olan hastalarda uygulanabilmektedir.
Her durumda, yorumu yapılan üç teknik kesin asepsisve sterilite önlemleri
gerektirir ve bilgilendirilmişyazılı olur alınmalıdır.
3.1.3 Ozon Torbası
Lezyonun aşamasına ve gelişimine göre 20-30 dakikalık dönemlerde 60 - 40 - 30 - 20
µg/ml konsantrasyonları kullanılır. Pürülan enfeksiyonlarda sadece 60-70 µg/ml
kullanılabilir. Enfeksiyon kontrol altına alınıp sağlıklı granülasyon dokusu görüldükten
sonra, prosedür konsantrasyonun azaltılmasını ve iyileşmeyi desteklemek için seans
aralıklarının uzatılmasını içerir.
3.1.4 Subkutanöz (deri altı) uygulama
Kullanılacak ozon konsantrasyonu, 30 G iğneyle ve düşük hacimde (1-2 ml) gazla
birlikte, 5 - 10 µg/ml’dir.
Nöropatik ağrının tedavisinde de etkilidir. Asla seans başına 100 ml’nin üzerindeki
hacmin kullanılmaması kaydıyla, selülitte kozmetik amaçlarla da
kullanılabilmektedir.
3.1.5 Ozon Kupa
15 ila 20 dakika arasında değişen tedavi sürelerinde 15 ila 60 µg/ml arasındaki
konsantrasyonlar kullanılmaktadır.
3.1.6 Fistüllerde insüflasyon
Uygulayıcı daima önce solunum yolu ile herhangi birtemasın/irtibatın olmadığından
emin olmalıdır. Örnek olarak, kutanöz, perianal ve cerrahi fistüllerde olmak üzere,
basınçta oluşabilecek tehlikeli veya ağrılı artışları önlemek için kapalı boşluk
içerisinde bloke veya kistik tarzda gaz birikimininoluşabileceğinin hatırda tutulması
önemlidir.
3.1.7 Oftalmolojik
Oftalmolojik olgularda (keratit, korneal ülserler, konjunktivit ve göz yanıkları), göz
çevresine göre ayarlanmışözel bir gözlük ataşmanı kullanılmaktadır. Öncesinde
anestezik göz damlaları uygulanır ve 5 dakikada 20 ile 30 µg/ml arasında ozon
konsantrasyonu verilir. Haftada iki ila üç uygulama, 35 µg/ml konsantrasyonunda ve 1-2 ml hacmindeki subkonjunktival ozon uygulamasıyla birleştirilebilmektedir.
3.1.8 Vajinal insüflasyon
10 dakika süreyle 0.1 ila 0.2 L/dakika sürekli akışhızında 1000-2000 ml hacminde ve
20-40 µg/ml konsantrasyonunda ozon kullanılır. Öncesinde,vajen önceden ozonlu
suyla yıkanmalıdır. Bu uygulama için, bir ozon yıkıcı (destruktör) cihaz gerekmektedir.
3.1.9 Vezikoüretral insüflasyon
Tedavi edilecek olguya göre, mesane veya üretra içerisinde 50 ile 100 ml arasında ozon
verin. Önerilen konsantrasyonlar 10-15-20 ile 25 µg/ml arasındadır (kademeli şekilde
artırılır). Tedavi ozonlu suyla yapılan bir ön irigasyon prosedürüyle
birleştirilebilmektedir.
3.1.10 Otik (kulağa) uygulama
Dışkulak nemlendirilir ve ardından, bir ozon yıkıcı cihaza sahip bir şırıngayla veya
özel bir kulaklıkla insüflasyon gerçekleştirilir. Kulak zarının sağlam olduğunu kontrol
edin. 5 dakika sürede 20-30 µg/ml arasındaki konsantrasyonlar kullanılmaktadır.
3.1.11 Đntratonsiler yol
Tıbbi ozon enjeksiyonu gerçekleştirilirken nefeslerini tutmaları (apne) istendiğinde aktif
şekilde işbirliği yapabilmeleri koşuluyla, 12 yaşından büyük hastalarda güvenli bir
yoldur. Her iki bademciğin ön ve arka desteğini infiltre etmek için uygulama noktası
başına 2.5 ml hacim ve 15-20 µg/ml konsantrasyon kullanılır. Dört ila beşseans
gerekmektedir.
3.1.12 Tetik noktalarında ve akupunkturda ozon mikr o-dozları
Genel kural olarak, tetik noktaları kaslarda ve sıklıkla derinde bulunmaktadır ve
dolayısıyla, uygulama kas içi olmalıdır ve uygulanacak hacim anatomik bölgeye göre
5-10 ml arasında iken konsantrasyon 10 ile 20 mcg/ml arasındadır.
Akupunktur noktaları veya refleksoloji alanlarında,uygulama deri içidir ve 30 µg/ml’nin
altındaki konsantrasyonlarda ve 0.1 ile 0.3 ml arasındaki (maksimum 1 ml) hacimde O2-O3
karışımı uygulanmaktadır.
3.1.13 Su, yağve ozonlanmışkremlerle topikal uygulama
Yaralarda, ülserlere ve çeşitli enfekte lezyonlara farklı konsantrasyonlarda
uygulanmaktadır: başarılması amaçlanan sonuca (dezenfeksiyon, rejenerasyon) ve
uygulanacak doku türüne göre yüksek, orta ve düşük doz verilir.
3.1.14 Ozonlanmı ş Salin (Serum Fizyolojik) Çözeltisi
Gazın bu fazında kullanılan ozon konsantrasyonu aralığı (ozon ekipmanından) 500
mcg/l ila 5000 mcg/l’dir.
Ozonizasyon, hastanın kilosuna göre hesaplanır ve oldukça düşük konsantrasyonlarda
gerçekleştirilir. Kullanılan formül hasta kilosu başına 25 mcg’dir. Örneğin: hasta 80 kg
ağırlığında ise, aşağıdaki şekilde hesaplanır: 80 x 25 = 2000 mcg (2 mcg/ml veya 2
mg/L).
Bu rakam ekipman tarafından oluşturulan oldukça düşük konsantrasyona karşılık
gelmektedir ve 2,0 mcg/ml’ye ulaşmamaktadır. Bu yöntem çerçevesinde, ozon
ekipmanı tarafından üretilen 3,000 mcg/L’nin üzerindeki konsantrasyonlar asla
kullanılmamaktadır.
Prosedür aşağıdakilerden oluşmaktadır:
• 10 dakika süreyle % 0.9 luk 200 ml salin çözeltisinde kabarcık oluşturmak
(sıvı içinden ozon gazı geçirmek), bu süre 20 µg/ml konsantrasyonundan 200
µg/ml konsantrasyonuna kadar uzanan yeterli çözelti satürasyonunu elde etmek
için gerekli süredir.
• Ardından, 25-30 dakika boyunca hastaya bir serum setiyle bu çözeltinin
transfüzyonuna başlamak, çözeltideki konsantrasyonu korumak için şişede
sürekli ozon kabarcıklarının oluşması sağlanır.
• Kabarcık oluşturma sürecini ve transfüzyonu 150 ml’de kesmek ve güvenlik
sınırı olarak 50 ml çözeltiyi şişede bırakmak.
• Günümüzde, transfüzyon sırasında kabarcık oluşumunu sürdürmeksizin
çözeltideki ozon konsantrasyonunu koruyan bir ozon ekipmanı
bulunmaktadır.
3.1.15 Rektal insüflasyonda pediyatrik dozlar
Sadece rektal yolla yapılan sistemik uygulamadır.
• Kullanılacak konsantrasyonlar hastanın oksidatif stres evresine ve tedavi
edilecek patolojiye bağlıdır.
• Uygulanacak hacim hastanın yaşına bağlıdır.
• Rektal insüflasyonu uygulamak için, anal sfinkterin1-2 cm içerisine bir kateter
sokulur.
3.1.15.1 Oksidatif stresin başlangıç değeri Evre “0” veya “1” olan hastalar için
doz (Hafif Olgular)
Tedavi Haftası Konsantrasyon
O3
(µg/ml)
Birinci 20
Đkinci 25
Üçüncü 30
Dördüncü 35
3.1.15.2 Oksidatif stresin başlangıç değeri Evre “2” veya “3” olan hastalar için
doz (Orta Şiddette Olgular)
Tedavi Haftası Konsantrasyon
O3
(µg/ml)
Birinci 15
Đkinci 20
Üçüncü 25
Dördüncü 30
3.1.15.3 Oksidatif stresin başlangıç değeri Evre “4” olan hastalar için doz
(Şiddetli Olgular)
Tedavi Haftası Konsantrasyon
O3
(µg/ml)
Birinci 10
Đkinci 15
Üçüncü 20
Dördüncü 25
3.1.15.4 Hastanın ya ş ına göre uygulanacak hacimler
Hastanın Yaşı Uygulanacak
Hacim
28 gün – 11 ay 15 – 20 cc
1 – 3 yaş 20 – 35 cc 3 – 10 yaş 40 – 75 cc
10 – 15 yaş 75 – 120 cc
Doz her beşseansta bir değiştirilir. Đlk yıl içerisinde her üç ayda bir 15-20 seanstan
oluşan siklüsler endikedir. Daha sonra, ikinci yılda siklüslerin sıklığını belirlemek için
hasta değerlendirilecektir.
3.1.16 Rektal insüflasyon ve majör otohemoterapi uy gulamalarına giren hastalıklar
3.1.16.1 DÜŞÜK DOZ ARALIĞI
• Biyolojik rejenerasyon
• Gut
• Fibromiyalji
3.1.16.2 DÜŞÜK-ORTA DOZ ARALIĞI
• Kronik böbrek hastalığı
• Kanser
• Nefropatiler
3.1.16.3 ORTA DOZ ARALIĞI
• Nörovejetatif hastalıklar: Alzheimer, parkinson, demans sendromları.
• Pulmoner hastalıklar: Amfizem, KOAH, akut respiratuar stres sendromu.
• Oftalmolojik hastalıklar: Retinosis pigmentarias, katarak, glokom, yaşa bağlı
maküler dejenerasyon.
• Hematolojik hastalıklar: Talasemi B, orak hücreli anemi.
• Vasküler hastalıklar: Hipertansiyon, venöz yetmezlik, periferal arteriyel hastalık,
CVA, kardiyak iskemi, venöz staz.
3.1.16.4 ORTA-YÜKSEK DOZ ARALIĞI
• Viral Hastalıklar: Herpes simplex, herpes zoster, AIDS, hepatit A, B, C,
papilloma human virus.
• Diyabet
• Serebral palsi
• Dermatolojik hastalıklar
• Ortopedik hastalıklar
• Giardiazis
• Candidiazis ve kriptosproidiyozis
• Alerjik hastalıklar
• Kronik yorgunluk sendromu
• Lupus Eritematozus
• Sistemik Romatoid artirt
• Crohn hastalığı
• Đntestinal Enflamatuar Hastalık
• HIV/AIDS
• Multipl skleroz
3.2 GÜVENLĐOLMAMASI NEDENĐYLE ÖNERĐLMEYEN
UYGULAMA YOLLARI
3.2.1 Ozonun direkt venöz uygulaması
Yavaşinfüzyon pompasıyla 20 ml hacminde kullanılmasındadahi meydana gelebilen
hava embolizmi riski nedeniyle uygulanmaması kesin olarak önerilir. Bu riskler inme gibi
ciddi komplikasyonlardan koltuk altı bölgesinde kabarcık hissi gibi basit belirtilerden
öksürük, retrosternal ağırlık hissi ve başdönmesi ile görmede değişiklik (ambiopli) ve
serebral iskemi bulgularının (uzuvların parezisi) eşlik ettiği hipotansiyon krizi ve ölüm
olarak sıralanmaktadır.
Ayrıca, majör otohemoterapi, minör otohemoterapi ve rektal insüflasyon gibi
güvenli, test edilmiş ve etkili olan yöntemler varken hastayı ve tedaviy i riske
atmanın makul bir gerekçesi yoktur.
3.2.2 Vitaminler ve ozon
Ozonla yapılan tedavi sırasında, Vitamin C ve Vitamin E içeren tüm antioksidan
takviyelerinin bırakılması gereklidir. Kanda bu bileşiklerin yüksek konsantrasyonlarda
bulunması bir oksidan madde olan ozonun etkinliğini ve dolayısıyla tedavinin seyrini
etkiler. Hastaya bu vitaminlerden zengin gıdaları çok miktarda tüketmemesi
söylenmelidir. Sonuç olarak, vitaminler veya antioksidanlar ozon tedavisinden
önce veya sonra verilmelidir ve asla tedavi sırasında verilmemelidir.
3.3 HAYVAN ÇALIŞMALARINDA DENEY FAZINDA
UYGULAMA
Periton içi
Bu yol, çeşitli tümör hücresi serilerinin implante edildiği hayvanlarda hala bilimsel
deney aşamasında olup ozonun kemoterapinin olumsuz etkilereneden olmaksızın
tümör hücrelerine karşı kullanılan birçok sitostatik maddeden daha sitotoksik olduğu
belirlenmiştir. Bu konuda yapılan araştırma Marburg Üniversitesi Philipps Veterinerlik
Hizmetleri ve Laboratuar Hayvanları Tıbbı merkezinde (Almanya) Veterinerlik
Profesörü Siegfried Schulz tarafından gerçekleştirilmektedir.
Hayvanlarda yapılan araştırmaların sürdürülmesi teşvik edilmektedir. Đnsanlarda
kanser tedavisine yönelik deneysel çalışmalar henüz ikna edici veriler sağlamamıştır.
Đnsanlarda, periton boşluğuna sabitlenen bir silikon kateterle 10 ila 20 µg/m l
arasındaki bir konsantrasyon ve 200-300 ml arasındaki bir hacimde ozonlanmışsuyla
peritonun yıkanması suretiyle peritonitin tedavisinde kullanılmaktadır.
3.4 YASAKLANAN UYGULAMA YOLU
Solunum yolu (inhalasyon)
Yüksek düzeyde toksik olması nedeniyle solunum yoluyla uygulanması mutlak surette
yasaklanmıştır. Akciğerin anatomik ve biyokimyasal özellikleri ozonun verdiği
oksidatif hasara karşı bu organı son derece hassas kılmaktadır.
3.5 TAM FĐKĐR BĐRLĐĞĐSAĞLANAMAMIŞUYGULAMA
YOLU
OzonlanmışSalin Çözeltisi
Ukrayna ve Rusya’daki okullar bunu ozonun sistemik uygulamasının diğer bir şekli
olarak kullanmaktadır ve uygulama iki ülkede oldukça yaygındır. 1992 ile 2009 yılları
arasında Rusya’da yapılan sekiz Pratik Bilimsel Konferansta sunulan bilimsel
araştırmaların sonuçlarıyla etkililiği kanıtlanmıştır.
Bununla beraber, bazı okullarda bu metodoloji için hala tam fikir birliğine
varılamamıştır ve bu yöntemin kullanılıp kullanılmaması doktorların kendi
kriterlerine bırakılmıştır.
3.6 MUTLAK GEREKLĐLĐKLER
Açıklanan uygulama yolları prosedürün uygulanması için teknik açıdan kalifiye
personelin yanı sıra yazılı bilgilendirilmişolur alınmasını ve asepsis ve sterilite
önlemlerinin kesin şekilde izlenmesini gerektirmektedir.
Diğer tıbbi uygulamalarda olduğu gibi, ozon tedavisinde kullanılan ve hastaya ait
doku veya sıvılarla temas eden her tür malzeme ya tek kullanımlık olmalıdır ya da her
kullanımdan sonra sterilize edilmelidir (örneğin cerrahi ekipman) ve ozon
uygulanmadan önce ekipman <20 antimikrobiyal="" br="" filtreden="" ge="" irilmelidir.="" m="" ril="" ste="">4. OZON TEDAVİSİNE DAHA UYGUN OLAN PATOLOJİLER
Ozon tedavisine duyarlı hastalıklar kanıtlanmışve elde edilmişterapötik başarı
evresine göre üç kategoride sınıflandırılabilir.
4.1 Birinci kategorideki hastalıklar
Aşağıdakiler yer almaktadır:
a) Osteomiyelit, plevral amfizem, fistülün eşlik ettiği abseler, enfekte yaralar, bası
yaraları, kronik ülserler, diyabetik ayak ve yanıklar.
b) Đ lerlemi ş iskemik hastalıklar.
c) Ortodoks oftamolojisi hiçbir önemli tedavi vermediğinden yaşa bağlı maküler
dejenerasyon (atrofik form).
d) Ortopedik hastalıklar ve lokal osteoartrit.
e)Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji.
f) Dental yaralanma – özellikle çocuklarda primer karsinojenik lezyonlarla ilişkili.
g) Stomotolojide Ağız boşluğundaki kronik ve tekrarlayan enfeksiyonlar için.
h) Özellikle antibiyotiklere ve kimyasal tedavilere dirençli bakterilerin, virüslerin mantarların
neden oldukları olmak üzere akut ve kronik enfeksiy öz hastalıklar (hepatit, HIV-AIDS, herpes
ve herpes zoster enfeksiyonu, papillomavirus enfeksiyonları, onikomikozis ve
kandidiyazis, giardiyazis ve kriptosporidiyozis). Bartolinit ve vajinal kandidiyazis.
Ozon tedavisi bu hastalıkların tedavisine faydalı destek sağlamasına rağmen, ne
ozonun ne de H
2O2
’nin dâhil olduğu metabolitlerinin antiseptik doku
konsantrasyonuna ulaşmadığının altının çizilmesi önemlidir; çünkü serbest
patojenler plazma antioksidanları tarafından korunmaktadır ve hücre içi virüslere
ozonun erişmesi mümkün değildir.
Bu patolojilerde, ozon tedavisi olguya göre ya tek başına kullanılmaktadır ya da
özgün tedaviye destek olarak kullanılmaktadır ki buhaliye yüksek tedavi başarısı
olan bir ilaç/ tedavi özelliği taşımaktadır.
4.2 Đkinci kategorideki hastalıklar
Bunlar aşağıdakileri içermektedir:
a) Kansere bağlı yorgunluk. Ortodoks tedavileriyle bağlantılı ozon tedavisi sonuçları
hızlandırabilmekte ve iyileştirebilmektedir. Bununla birlikte, ozon tedavisininkanser
üzerindeki terapötik etkisi henüz gösterilememiştir. Bu patolojilerin tamamında, ozon
tedavisi geleneksel tedaviyle entegre edilmektedir ve kullanıma yönelik kanıtlar
bulunmaktadır; ancak kesin (hassas) çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
b) Astım.
4.3 Üçüncü kategorideki hastalıklar
Aşağıdaki hastalıkları içermektedir:
a) Otoimmün hastalıklar (multipl skleroz, romatoid artrit, Crohn hastalığı)
b) Senil demans (yaşlılığa bağlı bunama)
c) Akciğer hastalıkları: amfizem, kronik obstrüktif pulmoner hastalık, idiyopatik
pulmoner fibrozis ve akut respiratuar stres sendromu.
d) Deri hastalıkları: Psöriyazis (Sedef) ve atopik dermatit.
e)Kanser metastazı
f) Ağır sepsis ve çoklu organ yetersizliği.
Bu olgularda, Ortodoks tedavilerinin en azından kuram zeminde ozon tedavisiyle
kombine edilmesinin faydalı olabileceğini göstermektedir ancak gerçek klinik kanıt
bulunmamaktadır.
Anekdot niteliğindeki kanıtlar, tedavi etkinliğinin bulunduğunu ileri sürmektedir;
ancak birçok olguda çeşitli türlerdeki tedavi yaklaşımlarıyla etkililik başarılmıştır ve
bu nedenle, sonuçlar güvenli değildir. Bazı çalışmalarda, ozon tedavisinin diğer bir
tedaviyle birleştirilmesi değerlendirilmiştir ve ozon tedavisinin kompleman
(bütünleyici) olarak etki ettiği sonucuna varılmıştır.
5. TEDAVİNİN GENEL ZEMİNİ
Tüm hastalar ozon tedavisinin ürettiği zayıf ancak kontrollü oksidatif strese eşit şekilde
yanıt vermemektedir. Bu nedenle, doz ayarlamasına izin verecek oksidatif strese yönelik
bir klinik tanı yöntemi bulunana dek, gereksiz risklerden kaçınmak için ozon tedavisi
düşük dozla başlayıp kademeli şekilde artırılarak daima kademeli ve ilerleyici tarzda
uygulanmalıdır.
Malon-aldehit, katalaz, süperoksit dismutaz, glutatyon peroksidaz ve kullanımdaki
total antioksidan aktivite indikatörleri kullanılarak hastadaki oksidatif stres evresinin
ölçülmesi ve sınıflandırılması önerilir.
Hastanın oksidatif stres derecesini kabul edilmişyöntemlerden biriyle ölçmek mümkün
değilse, hekimin hastanın klinik durumuna göre hastanın o anda tedaviyi almaya uygun
olup olmadığını veya önce beslenme durumunu iyileştirmenin gerekli olup olmadığını
değerlendirmesi son derece önemlidir.
Diğer tıbbi tedavilerde olduğu gibi, hastalar üç türe ayrılabilmektedir,
normal yanıt verenler, aşırı yanıt verenler ve düşük yanıt verenler.
Hastanın bünyesine ve hastalığın kendini gösterdiği özelliklere bağlı olarak kontrol
edilemeyen etmenler bulunmaktadır.
Ozon terapisi bir “tıbbi harekettir” ve tıp personeli tarafından ve bilimsel özen
çerçevesinde uygulanmalıdır, düşük sıklıkta olsa da minimum aksi etkiye neden
olabilmektedir. Bu nedenle, otoriteler tarafından ozon tedavisinin yasal zemine
oturtulmasının aşağıdaki gereklilikleri içermesi gerektiğini ve bunun yapılamadığı
olgularda, tedaviyi ozon terapistlerinin gerçekleştirmesi gerektiğini düşünüyoruz,
Ozon tedavisinin uygulandığı tıp merkezleri bu tedavinin gerçekleştirilmesi için
zorunlu alt yapı onayı almalıdır ve aşağıdaki gerekliliklere riayet etmelidir:
5.1 Ozon tedavisi konusunda eğitimli ve deneyimli bir nitelikli doktora sahip
olmak; bu kişi tedavinin yönetiminden sorumlu olacaktır.
5.2 Ozon tedavisini üretmek ve uygulamak için uygun ekipman kullanılmalıdır.
Đlgili otoritelerden gerekli yetkiler alınmalıdır. Avrupa Topluluğu söz konusu
olduğunda, CE işareti taşımalıdır. Yanlışuygulamalardan veya konsantrasyonlardan
kaçınmak için ozon üretecek ekipman üreticinin önerilerine göre düzenli aralıklarla
kalibre edilmeli veya gözden geçirilmelidir.
5.3 Yetkili bir şirketin sağladığı tıbbi oksijeni kullanmak.
5.4 Tedavinin kalitesini garantilemek amacıyla seçilen uygulama yoluna göre çeşitli
ve uygun protokolleri uygulamak. Protokoller bilimsel ozon tedavisi toplulukları
tarafından uygun şekilde onaylanmalı ve tanınmalıdır.
5.5 Protokoller yazılı bir bilgilendirme onayı almak için, hasta ve ozon tedavisini
uygulamaktan sorumlu hekim tarafından imzalanmalıdır ve bir nüshası hastanın
klinik öyküsü içerisinde bulunmalıdır.
5.6 Uygun havalandırma sistemine sahip olmak.
5.7 Yaşamı kurtaran ilaçlar, ventilasyon destek ekipmanı veya bir Ambu balonuna
sahip olmak.
5.8 Disk arasına ozon uygulaması bir hastane merkezindeki cerrahi odasında
veya majör cerrahi ambulatuar biriminde gerçekleştirilmelidir.
5.9 Terapötik başarının anahtarı; bilimsel hazırlık ve ozon terapistinin tekniğini,
uygulanan yöntemi, ozonun kalitesini, iyi klinik uygulamaların izlenmesini içeren
çeşitli kontrol edilebilir etmenlere bağlıdır. Kontrol edilemeyen etmenler hastanın
bünyesine ve hastalığın mevcut durumuna bağlıdır.
Madrid, 4 Haziran 2010
4 Haziran 2010’da “Ozon Terapisi Madrid Deklarasyonunu”
imzalayan Ozon Tedavisi Toplulukları ve Federasyonları
1. Almanya Önleme ve Tedavide Ozonun Kullanılması Tıp Topluluğu. Genel
Sekreter: Dr. Renate Viebahn-Haensler.
2. Asya - Avrupa Ozon Terapistleri Birliği. Kural Başkanı: Dr. Sci. Eugeni
I. Nazarov.
3. Avrupa Tıbbi Ozon Toplulukları Đşbirliği. Genel Sekreter: Dr.
Renate Viebahn-Haensler.
4. Bilimsel Romanya Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Tiron Stefan.
5. Đnter - Amerika Oksijen Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Ana
Elizabeth Rieck.
6. Đspanya Ozon Terapisinde Tıbbi Profesyoneller Topluluğu
(AEPROMO). Başkan: Dr. Adriana Schwartz.
7. Meksika Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Froylán Alvarado
Güémez.
8. Rusya Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Profesör Sergey Peretyagin.
9. Uluslar arası Medikal Ozon Federasyonu (IMEOF). Başkan: Dr.
Adriana Schwartz.
10. Ukrayna Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Sci. Eugeni I. Nazarov.
Haziran 2010’dan sonra “Ozon Terapisi Madrid
Deklarasyonunu” imzalayan Ozon Tedavisi Toplulukları ve
Federasyonları
11. Belarus Ozon Terapistleri Derneği. Başkan: Dr. Gennady Mitelsky
12. Brezilya Ozonterapi Derneği (ABOZ). Başkan: Dr. Ana Cristina Barreira.
13. Dominik Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Antonio Contreras Berroa
14. Ekvador Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Danilo Ruiz Reyes.
15. Ermenistan Ozon Terapistleri Derneği. Başkan: Dr. Vladimir Talakvadze
16. Đtalyan Ozon Tedavi Federasyonu. Sekreter: Professor Matteo Bonetti
17. Japon Oksidatif Tıp Topluluğu. Başkan: Dr. Takeo Watarai.
18. Litvanya Ozon Terapistleri Derneği. Başkan: Dr. Valentin Zhurbenko
19. Mısır Ozonterapi ve Tamamlayıcı Tedaviler Gelişimi Tıbbi Derneği.
Başkan: Prof. Nabil Mawsouf.
20. Moldovya Ozon Terapistleri Derneği. Başkan: Dr. Aleksandr Bulat.
21. Oksijen – Ozon Tedavisi Dünya Federasyonu. Sekreter: Professor Matteo
Bonetti.
22. Türkiye Tıbbi Ozon Terapisi Derneği. Başkan: Dr. Murat Bas.
23. Venezuella ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Sergio Viti Paganelli
Madrid, 16 Nisan 2011 20>
Ozon tedavisine duyarlı hastalıklar kanıtlanmışve elde edilmişterapötik başarı
evresine göre üç kategoride sınıflandırılabilir.
4.1 Birinci kategorideki hastalıklar
Aşağıdakiler yer almaktadır:
a) Osteomiyelit, plevral amfizem, fistülün eşlik ettiği abseler, enfekte yaralar, bası
yaraları, kronik ülserler, diyabetik ayak ve yanıklar.
b) Đ lerlemi ş iskemik hastalıklar.
c) Ortodoks oftamolojisi hiçbir önemli tedavi vermediğinden yaşa bağlı maküler
dejenerasyon (atrofik form).
d) Ortopedik hastalıklar ve lokal osteoartrit.
e)Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji.
f) Dental yaralanma – özellikle çocuklarda primer karsinojenik lezyonlarla ilişkili.
g) Stomotolojide Ağız boşluğundaki kronik ve tekrarlayan enfeksiyonlar için.
h) Özellikle antibiyotiklere ve kimyasal tedavilere dirençli bakterilerin, virüslerin mantarların
neden oldukları olmak üzere akut ve kronik enfeksiy öz hastalıklar (hepatit, HIV-AIDS, herpes
ve herpes zoster enfeksiyonu, papillomavirus enfeksiyonları, onikomikozis ve
kandidiyazis, giardiyazis ve kriptosporidiyozis). Bartolinit ve vajinal kandidiyazis.
Ozon tedavisi bu hastalıkların tedavisine faydalı destek sağlamasına rağmen, ne
ozonun ne de H
2O2
’nin dâhil olduğu metabolitlerinin antiseptik doku
konsantrasyonuna ulaşmadığının altının çizilmesi önemlidir; çünkü serbest
patojenler plazma antioksidanları tarafından korunmaktadır ve hücre içi virüslere
ozonun erişmesi mümkün değildir.
Bu patolojilerde, ozon tedavisi olguya göre ya tek başına kullanılmaktadır ya da
özgün tedaviye destek olarak kullanılmaktadır ki buhaliye yüksek tedavi başarısı
olan bir ilaç/ tedavi özelliği taşımaktadır.
4.2 Đkinci kategorideki hastalıklar
Bunlar aşağıdakileri içermektedir:
a) Kansere bağlı yorgunluk. Ortodoks tedavileriyle bağlantılı ozon tedavisi sonuçları
hızlandırabilmekte ve iyileştirebilmektedir. Bununla birlikte, ozon tedavisininkanser
üzerindeki terapötik etkisi henüz gösterilememiştir. Bu patolojilerin tamamında, ozon
tedavisi geleneksel tedaviyle entegre edilmektedir ve kullanıma yönelik kanıtlar
bulunmaktadır; ancak kesin (hassas) çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
b) Astım.
4.3 Üçüncü kategorideki hastalıklar
Aşağıdaki hastalıkları içermektedir:
a) Otoimmün hastalıklar (multipl skleroz, romatoid artrit, Crohn hastalığı)
b) Senil demans (yaşlılığa bağlı bunama)
c) Akciğer hastalıkları: amfizem, kronik obstrüktif pulmoner hastalık, idiyopatik
pulmoner fibrozis ve akut respiratuar stres sendromu.
d) Deri hastalıkları: Psöriyazis (Sedef) ve atopik dermatit.
e)Kanser metastazı
f) Ağır sepsis ve çoklu organ yetersizliği.
Bu olgularda, Ortodoks tedavilerinin en azından kuram zeminde ozon tedavisiyle
kombine edilmesinin faydalı olabileceğini göstermektedir ancak gerçek klinik kanıt
bulunmamaktadır.
Anekdot niteliğindeki kanıtlar, tedavi etkinliğinin bulunduğunu ileri sürmektedir;
ancak birçok olguda çeşitli türlerdeki tedavi yaklaşımlarıyla etkililik başarılmıştır ve
bu nedenle, sonuçlar güvenli değildir. Bazı çalışmalarda, ozon tedavisinin diğer bir
tedaviyle birleştirilmesi değerlendirilmiştir ve ozon tedavisinin kompleman
(bütünleyici) olarak etki ettiği sonucuna varılmıştır.
5. TEDAVİNİN GENEL ZEMİNİ
Tüm hastalar ozon tedavisinin ürettiği zayıf ancak kontrollü oksidatif strese eşit şekilde
yanıt vermemektedir. Bu nedenle, doz ayarlamasına izin verecek oksidatif strese yönelik
bir klinik tanı yöntemi bulunana dek, gereksiz risklerden kaçınmak için ozon tedavisi
düşük dozla başlayıp kademeli şekilde artırılarak daima kademeli ve ilerleyici tarzda
uygulanmalıdır.
Malon-aldehit, katalaz, süperoksit dismutaz, glutatyon peroksidaz ve kullanımdaki
total antioksidan aktivite indikatörleri kullanılarak hastadaki oksidatif stres evresinin
ölçülmesi ve sınıflandırılması önerilir.
Hastanın oksidatif stres derecesini kabul edilmişyöntemlerden biriyle ölçmek mümkün
değilse, hekimin hastanın klinik durumuna göre hastanın o anda tedaviyi almaya uygun
olup olmadığını veya önce beslenme durumunu iyileştirmenin gerekli olup olmadığını
değerlendirmesi son derece önemlidir.
Diğer tıbbi tedavilerde olduğu gibi, hastalar üç türe ayrılabilmektedir,
normal yanıt verenler, aşırı yanıt verenler ve düşük yanıt verenler.
Hastanın bünyesine ve hastalığın kendini gösterdiği özelliklere bağlı olarak kontrol
edilemeyen etmenler bulunmaktadır.
Ozon terapisi bir “tıbbi harekettir” ve tıp personeli tarafından ve bilimsel özen
çerçevesinde uygulanmalıdır, düşük sıklıkta olsa da minimum aksi etkiye neden
olabilmektedir. Bu nedenle, otoriteler tarafından ozon tedavisinin yasal zemine
oturtulmasının aşağıdaki gereklilikleri içermesi gerektiğini ve bunun yapılamadığı
olgularda, tedaviyi ozon terapistlerinin gerçekleştirmesi gerektiğini düşünüyoruz,
Ozon tedavisinin uygulandığı tıp merkezleri bu tedavinin gerçekleştirilmesi için
zorunlu alt yapı onayı almalıdır ve aşağıdaki gerekliliklere riayet etmelidir:
5.1 Ozon tedavisi konusunda eğitimli ve deneyimli bir nitelikli doktora sahip
olmak; bu kişi tedavinin yönetiminden sorumlu olacaktır.
5.2 Ozon tedavisini üretmek ve uygulamak için uygun ekipman kullanılmalıdır.
Đlgili otoritelerden gerekli yetkiler alınmalıdır. Avrupa Topluluğu söz konusu
olduğunda, CE işareti taşımalıdır. Yanlışuygulamalardan veya konsantrasyonlardan
kaçınmak için ozon üretecek ekipman üreticinin önerilerine göre düzenli aralıklarla
kalibre edilmeli veya gözden geçirilmelidir.
5.3 Yetkili bir şirketin sağladığı tıbbi oksijeni kullanmak.
5.4 Tedavinin kalitesini garantilemek amacıyla seçilen uygulama yoluna göre çeşitli
ve uygun protokolleri uygulamak. Protokoller bilimsel ozon tedavisi toplulukları
tarafından uygun şekilde onaylanmalı ve tanınmalıdır.
5.5 Protokoller yazılı bir bilgilendirme onayı almak için, hasta ve ozon tedavisini
uygulamaktan sorumlu hekim tarafından imzalanmalıdır ve bir nüshası hastanın
klinik öyküsü içerisinde bulunmalıdır.
5.6 Uygun havalandırma sistemine sahip olmak.
5.7 Yaşamı kurtaran ilaçlar, ventilasyon destek ekipmanı veya bir Ambu balonuna
sahip olmak.
5.8 Disk arasına ozon uygulaması bir hastane merkezindeki cerrahi odasında
veya majör cerrahi ambulatuar biriminde gerçekleştirilmelidir.
5.9 Terapötik başarının anahtarı; bilimsel hazırlık ve ozon terapistinin tekniğini,
uygulanan yöntemi, ozonun kalitesini, iyi klinik uygulamaların izlenmesini içeren
çeşitli kontrol edilebilir etmenlere bağlıdır. Kontrol edilemeyen etmenler hastanın
bünyesine ve hastalığın mevcut durumuna bağlıdır.
Madrid, 4 Haziran 2010
4 Haziran 2010’da “Ozon Terapisi Madrid Deklarasyonunu”
imzalayan Ozon Tedavisi Toplulukları ve Federasyonları
1. Almanya Önleme ve Tedavide Ozonun Kullanılması Tıp Topluluğu. Genel
Sekreter: Dr. Renate Viebahn-Haensler.
2. Asya - Avrupa Ozon Terapistleri Birliği. Kural Başkanı: Dr. Sci. Eugeni
I. Nazarov.
3. Avrupa Tıbbi Ozon Toplulukları Đşbirliği. Genel Sekreter: Dr.
Renate Viebahn-Haensler.
4. Bilimsel Romanya Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Tiron Stefan.
5. Đnter - Amerika Oksijen Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Ana
Elizabeth Rieck.
6. Đspanya Ozon Terapisinde Tıbbi Profesyoneller Topluluğu
(AEPROMO). Başkan: Dr. Adriana Schwartz.
7. Meksika Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Froylán Alvarado
Güémez.
8. Rusya Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Profesör Sergey Peretyagin.
9. Uluslar arası Medikal Ozon Federasyonu (IMEOF). Başkan: Dr.
Adriana Schwartz.
10. Ukrayna Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Sci. Eugeni I. Nazarov.
Haziran 2010’dan sonra “Ozon Terapisi Madrid
Deklarasyonunu” imzalayan Ozon Tedavisi Toplulukları ve
Federasyonları
11. Belarus Ozon Terapistleri Derneği. Başkan: Dr. Gennady Mitelsky
12. Brezilya Ozonterapi Derneği (ABOZ). Başkan: Dr. Ana Cristina Barreira.
13. Dominik Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Antonio Contreras Berroa
14. Ekvador Ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Danilo Ruiz Reyes.
15. Ermenistan Ozon Terapistleri Derneği. Başkan: Dr. Vladimir Talakvadze
16. Đtalyan Ozon Tedavi Federasyonu. Sekreter: Professor Matteo Bonetti
17. Japon Oksidatif Tıp Topluluğu. Başkan: Dr. Takeo Watarai.
18. Litvanya Ozon Terapistleri Derneği. Başkan: Dr. Valentin Zhurbenko
19. Mısır Ozonterapi ve Tamamlayıcı Tedaviler Gelişimi Tıbbi Derneği.
Başkan: Prof. Nabil Mawsouf.
20. Moldovya Ozon Terapistleri Derneği. Başkan: Dr. Aleksandr Bulat.
21. Oksijen – Ozon Tedavisi Dünya Federasyonu. Sekreter: Professor Matteo
Bonetti.
22. Türkiye Tıbbi Ozon Terapisi Derneği. Başkan: Dr. Murat Bas.
23. Venezuella ozon Terapisi Topluluğu. Başkan: Dr. Sergio Viti Paganelli
Madrid, 16 Nisan 2011 20>
Mevcut yazılı metin bilgilendirme amaçlıdır. Bilimsel verilerden elde edilmiş bilgilerdir. Konu hakkında uzman kişiler tarafından yönlendirilmeniz ve tedaviye yönelik işlemleri bir hekim kontrolünde uygulamanız veya uygulatmanız önerilir. Ankara ozon , ozon ankara , alternatif kanser tedavisi , dmso , integratif tıp , akupunktur , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara , ankara ozon , ozon ankara , ankara ozon tedavisi , ozon tedavisi , ozon terapisi , ozon tedavisi ankara ,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
PEPTİD TEDAVİLERİ Peptid tedavisi, sağlık ve zindelik için en son teknoloji bir yaklaşım olarak hızla popülerlik kazanmaktadır. İnsanların...
-
KANDA BULUNAN NANOPLASTİKLERLE İLGİLİ ÖNEMLİ KAVRAMLAR Mevcut yazılı metin bilgilendirme amaçlıdır. Bilimsel verilerden elde edilmiş bilgile...
-
Ozone in Medicine Overview and Future Directionsby Gérard V. Sunnen, M.D. Abstract: Ozone, an allotropic form of oxygen possesses unique pro...
-
Could a chicory compound reduce Alzheimer's-related memory loss? Memory loss is a key characteristic of Alzheimer's disease, which...